Net Gerçekleşebilir Değer ve TMS 2

Doç. Dr. Kadir Dabbağoğlu ile yaptığımız hararetli bir beyin fırtınasının ardından sabrı ve fikrileri için teşekkürü borç bilirim.

TMS 2’ye göre bir stoğun net gerçekleşebilir değerinin (NGD, satış fiyatından satmak için gerekli maliyetler düşülerek hesaplanır) maliyetinden düşük olması durumunda ilgili stok kalemleri için değer düşüklüğünün hesaplanması gerekir. Bu aşamada iki önemli noktaya değinmem lâzım

  1. Satış fiyatı ürünün “nakit” satış fiyatıdır. Yani vadeli fiyat üstünden değer düşüklüğüne karar verilemez.
  2. Vadeli fiyatın nakit fiyata dönüştürülmesinde iç kazanç oranının (internal rate of return) kullanılması gereklidir.

Nakit fiyat üstünden değer düşüklüğünü her bir stok kalemi için hesapladıktan sonra kapsamlı kâr zarar tablosuna yansıması için yapılması gereken kayıtlarda Türkçe muhasebe kitaplarıyla hem fikir olmadığım bir nokta var; o da değer düşüklüğü için “654 Karşılık Giderleri”nin tercih edilmesi. Karşı çıkmamdaki esas noktada ise desteğimi “Kavramsal Çerçeve”den (2010, A4 ve NÖ4) alıyorum ve stok maliyetini ilgilendiren bir tahmin değişikliği “brüt kar”ın içinde yer almalı görüşündeyim:

  1. Net Gerçekleşebilir Değerin düşüklüğünden kaynaklı bir gider faaliyet karına etki etmesi şirketin performansı hakkında yanıltıcı bilgi verir.
  2. Brüt karın şişirilmesi bilginin niteliksel kalitesini düşürür.

Ayrıca TMS 2, paragraf 34’ten doğrudan alıntı yapacağım:

Net gerçekleşebilir değerin artışından dolayı iptal edilen stok değer düşüklüğü karşılık tutarı, iptalin gerçekleştiği dönemin tahakkuk eden satış maliyetini azaltacak şekilde muhasebeleştirilir.

Standart kendisinden de anlaşılacağı üzere net gerçekleşebilir değerdeki düşüklüğün iptalinin “brüt kar”ı arttırması gerekirken, net gerçekleşebilir değerdeki düşüklüğünün “faaliyet kar”ına etki etmemesi gerekir.

Stokların alımının,satışının ve değer düşüklüğünün hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi farklı senaryolarla aşağıdaki linkte sunulmuştur. Örnekleri hazırlarken Tek Düzen Hesap Planında mevcut olan hesapların yerine uygun olduğunu düşündüğüm isimlerle boş kodlar kullanılmıştır. Faydalı olması dileğiyle.

2016 11 01 – Stok Değerleme Örneği

Teorik aşçılığa hayır!

Bir aşçılık okulu mezunu düşünün, birincilikle ve 4 ortalama ile bitirmiş okulunu. Kendisini işe almak için bir merakla mezun olduğu okulun müfredatını incelemeye başladınız. Bütün dersler teorik, dönem ve yaz stajları hak getire. Bir diğer deyişle öğrenci mutfakta yemek pişirmeden aşçı olmuş. İşin kötüsü müfredatı hiç incelememiş bir işveren ile yeni mezun kardeşimiz ücret pazarlığına giriştiklerinde 2001 Nobel Ödüllü bir iktisat makalesi ortaya çıkacak. Transkript ve diplomayı baz alarak kafalarında ücret seviyesi belirleyen iki taraf anlaşacak ve akademik olarak başarılı olan kardeşimiz işe başlayacak.

Mutfaktaki ilk gününde sosları ve baharatları tanımadığı için yaptığı yemek hiçbir şeye benzemeyecek. Teorik aşkının yaptığı kötü yemekler sebebiyle restoran bir süre zarara uğrayacak ve daha deneyimli aşçılar ona baharatlar, soslar arasındaki farkları anlatmaya çalışırken işlerini aksatacaklar. Yeni mezun kardeşimiz bütün bu koşuşturmacanın içinde aldığı onca teorik bilginin ispatı olan 4 ortalama ile şirkete hiçbir katkısının olmadığını göremeyecek.

Oysa lisans öğretimi boyunca mutfağa girip soğan kesseydi, baharatları koklamaya, et pişirseydi yaptığı her yanlıştan işin doğrusunu ve o sistematiğe yıllarını vermiş birinden de kestirme yollarını öğrenebilirdi. Türkiye’de muhasebe eğitiminde yaşanan en büyük sorun bilgisayarsız muhasebeci yetiştirme çabasıdır. Bugün hâlâ bilgisayar dersi olarak giriş seviyesinde verilen derslerin üstüne hiçbir yazılım bilgisi eklenmeden mezun oluyor müstakbel meslektaşlarımız. 

Amortisman: Suyu bulandıralım biraz

Başlamadan: Fikirleri ve beyin fırtınası için Doç. Dr. Kadir Dabbağoğlu’na sonsuz teşekkürler.

Bir maddi duran varlığa (MDV) uygulanacak amortisman yöntemi TMS 16’da açıkça ortaya konmuştur: Kullanılan amortisman yöntemi, varlığın gelecekteki ekonomik yararlarına ilişkin olarak işletme tarafından uygulanması beklenen tüketim modelini yansıtır (par. 60). İlke temelli olması sebebiyle de finansal tablo hazırlayana varlık ömürlerini sabitlememiştir: Bir varlığın kalıntı değeri ve yararlı ömrü en azından her hesap dönemi sonunda gözden geçirilerek, beklentilerin önceki tahminlerden farklı olması durumunda, değişiklik(ler) “TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerindeki Değişikler ve Hatalar” Standardı uyrınca muhasebe tahmininde değişiklik olarak muhasebeleştirilir.  (par. 51) Otomobil veya bilgisayar ise kesin 5 yıldır gibi bir ömür standartlarda belirtilmediği gibi TMS 16’ya göre amortisman kıst olarak hesaplanır. Satın alım fiyatı ve faaliyete geçirilmesi katlanılan yapılan işleri MDV’nin toplam maliyetini oluşturur, fayda ömrünün sonunda ise hurda değeri ile dönen varlıklara aktarılır. MDV’nin toplam maliyeti ile hurda değeri arasındaki fark ise amortisman tabi tutarıdır. Üç farklı amortisman yönteminden birini tercih edebilir finansal tablo hazırlayan:

  1. Sabit amortisman*
  2. Azalan bakiyeler
  3. Üretim adedine göre

Continue reading “Amortisman: Suyu bulandıralım biraz”

Muhasebeci türlerine göre denetim faaliyetleri 

3568 sayılı Kanunun 2.maddesi mesleğin konusunu anlatır ve YMM için kıstları da belirtir. Eti çok lezzetli, pilavı biraz yağlı kazın ayağı hiç öyle değil.

SMMM: Denetim nere sen nere?

YMM: Hala bağımsız denetim yok ancak tam tasdik ile yola devam ediyor.

KGK Denetçisi: İSO 500 tabi şirketleri denetlenebilir fakat İSO 500’ten küçük fakat halka açık şirketleri denetleyemez. Neden çünkü halka açık olmayan büyük bir şirketi denetleyebiliyor olmak halka açık daha küçük bir şirketi denetleyebileceğiniz anlamına gelmez.

SPK Denetçisi: Halka açıkmış kapalıymış hiç fark etmez her türlü şirketi denetleyebilir.

Muhasebe tarihi yalan söylemez

Doktora tezimi yazdığım süre zarfında bine yakın eseri okuma fırsatım oldu. Bazıları gerçekten işime yarayan eserlerken okuyup tezde hiçbir şekilde kullanamadıklarım oldu. Her eser ona emek harcayan için kıymetlidir. Akademik bir temele dayanmadan da bir çalışmayı yargılamak etik değildir. Takıldığım ve bundan sonraki kariyerimde de inatla takılacağım bir noktayı paylaşmak istiyorum. 

4 büyükler tarafından yapılan denetimi kaliteli diye nitelendirip diğerlerinin sunduğu aynı hizmeti düşük kaliteli diye yaftalamak tarihi bir hatadır. Marka ile gözlem yapma imkânınız olmayan hizmetin kalitesini bir tutmak, taraflı davranmaktan öteye gidemez. Hele de adını muhasebe hileleri tarihine altın harflerle yazdırmış şirketlerin denetimi 4 büyükler tarafından yapılmışken. Birkaç temel varsayımla yola çıkıp seyirci olarak bile takip edemiyorken “kaliteli” etiketini tarihe bırakmakta fayda var.

Muhasebecisin sen, lütfen öyle kal.

Ülkemizde meslek mensupları kendilerine muhasebeci denmesinden pek hoşlanmazlar. Aldığımız ruhsatın üstünde yazılı unvanları kullanmayı daha çok seviyoruz. Tabelalarda yazan “Serbest Muhasebeci Mali Müşavir” (SMMM) veya “Yeminli Mali Müşavir” (YMM) olmak üzere iki farklı unvan ile süslüyoruz şehirlerin cadde ve sokaklarını. Açıkçası ruhsatı olan birinden kolay kolay duyamazsınız kendisine muhasebeci dediğini. Meslek mensuplarna tek bir unvan veren ülkeler olduğu gibi birden çok unvanın olduğu ülkeler de mevcut dünya üzerinde.

İngilizce olanların hiçbirinde mesleği “müşavir” olarak anlatmaz unvanlar, aksine  “muhasebeci”dir mesleğin adı. Bizde olduğu gibi denetçi diye de ayrı bir meslek yoktur. Kişi muhasebeci olduysa hem “danışman” hem de “denetçi” meziyetlerine sahiptir, aynı anda tek müşteri üstünde kullanmamak kaydıyla. Unvanın Fransızcası ise “expert(e) comptable”dır, kelimesi kelimesine bir çeviri yaparsak karşılığı “hesap uzmanı”dır. Bu artık varolmayan unvana sahip olan bazı “üstadların” vergi hesabı yapıp muhasebe bilmediklerini iddia etmek gibi bir huyu da vardır. 

İtiraf edeyim benim favorim unvanın İngilizce olanıdır. Certified Public Accountant (CPA), Türkçesiyle “Ruhsatlı Kamu Muhasebecisi” (RKM), sıfır egoyla, kime çalıştığımızı anlatır. Muhasebenin niye varolduğunu, neden çok önemli olduğunu anlatır. Borsanın gerçek bir yatırım aracı olduğu ülkelerde muhasebecinin görevi finansal tabloların hata (ve hile, ne  yazık ki) içermediğini doğrulamaktır. Onlar ekonomik sistem her ne olursa olsun ihtiyaç duyduğu kahramanlardır. Sessiz birer muhafız, her zaman gözetleyen bir koruyucudurlar. Bu görevin unutulması sonucunda neler yaşandığını bize tekrar tekrar gösteren finansal tablo krizleri mesleğin itibarını yeterince sarstı.

Bizde her ne kadar borsa endeksinin hareketi sabah-öğle-akşam haberlerde anlatılsa da  bireylerin yatırımının korunmasındaki öncelikli görevin kime ait olduğunun hiçbir zaman bahsi geçmemiştir. Muhasebe özü itibariyle sadece vergi beyanname aracı değildir, muhasebeci de beyannameyi sadece Maliye Bakanlığının sunucusuna yüklemekle sorumlu değildir. Böylesine ufak bir tanımlama, mesleğin uygulamaları ve teorisi açısından son derece alçaltıcı durmaktadır.

Ülkemizde muhasebe mesleğinin gelişmesi G7 ligine girmemizin gerçek anahtarı olacaktır. Muhasebenin ve muhasebecinin değerli olduğu ülkelerin ekonomik gelişimi ve kalkınması bizim için örnek teşkil etmelidir. Devletin şirketler hakkında gerçek bilgiyi elde edemezse, şirketlerin varlık-performans durumları için az vergi ödemesi prensibi ile hazırlanmış beyannameleri baz alırsa ülkenin ekonomik durumunu anlamak, gidişatını anlamak ve olası krizleri öngörmek imkansızdır. Biz muhasebeciler, omuzlarımıza yüklenen sorumluğu göz ardı etmeden mesleğin devamını sağlamalıyız. Son olarak, stajyerlere potansiyel rakip değil sorumluluğumuzda yetişen çıraklar olarak bakmadığımız sürece de mesleğin kodlarında saklı olan Ahiliği de göz ardı etmiş olacağız.

ERP’ye geçiş? Cevap verecek olan sizsiniz.

ERP (Enterprise Resource Planning) sadece bir yazılımdır ve özü itibariyle de verimliliği kullanıcılarına aittir. Her şirkette, ister temel ister gelişmiş, mutlaka kullanılan yönetim bilgi sistemi mevcuttur. Faturaları kesmek veya cari hesap takibi yapmak için Excel kullanın, mutlaka bir yazılımla şirketinizin faaliyetlerinizi takip etmek zorundasınız. Esas sorun bir üst model yazılıma ne zaman geçtiğiniz noktasında ortaya çıkacak. İşte bu yazımın esas amacı, şirketinizin yeni bir ERP yazılımına ihtiyaç duyup duymadığını test etmeniz ve bu ihtiyaç kaçınılmaz ise hangi/nasıl bir yazılıma geçiş yapmanıza karar vermeniz içindir. 

Aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplar ihtiyacınızın derinliği hakkında size fikir verecektir.

  • Şirketiçi raporlama yapıyor musunuz? 
  • Yönetici/Şirket ortağı olarak bugüne kadar astlarınızdan rapor talep etmediyseniz ERP’ye geçmenize gerek yoktur. ERP’nin temel amacı sistemden elde ettiğiniz bilgileri kullanarak şirketin geleceğine karar vermektir. Mevcut yazılımınızdan bugüne kadar hiç rapor almadıysanız, bu disiplin şirketinizin damarlarında alışkanlık olarak akmıyorsa zaten yeni yazılımdan da böyle bir fayda beklentiniz olmayacaktır. Öncelike yapmanız gereken şirketiçi raporlamayı şirket geleniğinizin bir parçası haline getirmenizdir.
  • Departmanlararası süreçleriniz belirlendi mi?
  • Teklif>Sipariş>Sevkiyat>Faturalama süreçlerinizi bugüne kadar hiç belirlemediyseniz, evrak giriş prosedürleriniz rastgele yürüyorsa öncelikle kuralları belirlemeniz lazım. ERP ekibinin yazılımı size uyarlayabilmesi için şirketiçi yasalarınızın yazılı olması lazım ve sizin yönlendirmeleriniz olmadan yazılımın size uymasını asla beklemeyin. Unutmayın, siz takım elbiseye uymayacaksınız, o sizin üstünüzde şık duracak.
  • Çalışanlarınızın görüşlerini göz önüne aldınız mı?
  • Yeni bir yazılıma geçmeye karar verdiğiniz ilk andan itibaren muhalif sesler duymaya başlayacaksınız. ERP projesi için en önemli noktalardan biri bu eleştirileri iyi değerlendirmektir. Bazı çalışanlarınız yeni bir yazılımı öğrenmenin yükünden kaçınmak ERP projenize burun kıvıracaklar, diğerleri ise değerli fikirleri ile yeni yazılımınızın gelecekte yaratacağı verimliliğe çok önemli katkılar sağlayacaklar. İşte bu noktada, bütün eleştirileri dinlemeniz, sebeplerini iyi araştırmanız ve değerli olduğuna inandığınz hamleler yapmanız hem projeye hem de çalışanlarınızın motivasyonuna önemli ve olumlu etkiler yapacaktır.
  • Çalışan verimliliğiniz hangi noktada?
  • Bir çalışanınızın departmanı için temel bir işlemi tamamlaması gereken süreyi mutlaka ölçmeniz gerekir. Eğer bu nokta dikkate alınmazsa mevcut yazılımda çalışanlarınızın yaşadığı veyahut yaşattığı bütün sorunlar yeni ERP ile devam ediyor olacak. Çalışan vermliliğini ölçmediğiniz sürece en pahalı yazılımı almak veyahut geliştirmelere servet harcamak size kaliteli bir ERP projesi kazandırmayacaktır. “Bilgisayarlar, insanlar veri girene kadar masumdur” Isaac Asimov’un çok sevdiğim bir sözüdür.Yazılımdan çekeceğiniz ve size sunulan her rapor, her biri insan olan çalışanlarınızın sisteme yapacağı girişlerin eseridir. Her yazılımda GIGO (Garbage In, Garbage Out; Çöp Girerse, Çöp Çıkar) kuralı geçerlidir.
  • ERP kapsamlı mı olmalı kısmi mi?
  • Şirketinizin büyüklüğüne karar vermeniz gereken bir diğer nokta ise satın alacağınız yazılımın hangi faaliyetleri gözetim altına alacağıdır. Çok temel bir muhasebe programı kullanıp, gelen siparişler için CRM, özlük işleri için bordro yazılımı ve üretim akışınız için farklı bir otomasyon programı kullanabilirsiniz. Bu şirket büyüklüğünüze göre yeterli bir çözümdür ancak büyüdükçe bir programdan diğerine veri aktarmanın çeşitli yollarını bulmak yerine tüm faaliyetleri tek elden yürütüldüğü ve sizin düzenli takip edebildiğiniz bir yazılım iş akışınızı hızlandırcaktır. Her sene yeni bir yazılım alarak şirketi lisans çöplüğüne çevirmeden bir sonraki ERP hamlenize karar vermelisiniz.
  • Stok, Cari Hesap, Hizmet ve Maliyet Merkezi kodlarınız belirlendi mi?
  • Kötü tasarlanmış bir ERP’de en çok karşılaştığım sorun kodlamada yapılan düzensizlik ve özensizliktir. Belirli bir mantık çerçevesinde hazırlanmış tedarikçi kodlarını kullanmak mantıklı bir hamledir satın alma sürecinde. Söz konusu satış olunca kodlamanın nasıl olması gerektiği tamamiyle siz ve ekibiniz tarafından belirlenmelidir. Hizmet kodlarının açılmasında ise departman kodları arasındaki uyumun devamı şarttır. Örnek vermek gerekirse; bir departmandaki brüt maaş kodundan yola çıkarak diğer departmanların kodları tahmin edilebilir olmalı. Aynı şekilde maliyet merkezi kodları ile departman ve maliyet unsuru kodlarınız arasında bir anlaşılır bir bağ olmalıdır. Cari hesap kodlamalarında ise isim-şehir oynamak (şehir plakası ve şirketin baş harfi) mizanı çirkinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
  • Yetkilendirme kriterleniz nelerdir?
  • Bu soruya cevabınız yoksa başka bir soru ekleyeyim: Çalışanlarınızın unvanları ve kademeleri nedir? Bunlara karar vermeden ERP’deki yetkilere karar veremezsiniz. Öncelikle, çalışanlarınızın hangi unvanlarla (sorumlu, uzman, eleman vb) çalıştığını karar verdikten sonra ERP ekranlarında kimin neyi göreceğine tasarlayabilirsiniz. Aksi takdirde satış uzman yardımcısının kullanıcı adına açılmış olan yetkilerden mahrum olduğunuza şahit olabilirsiniz. Daha da vahimi, kötü niyetli bir çalışanınızın bütün ticari sırlarınızla birlikte rakibinizde çalışmaya başladığı haberi ile üzülebilirsiniz.

    Türkçe, lütfen.

    and: ve

    or: veya

    and/or: veyahut

    İngilizce eserlerde çok sık gördüğümüz “and/or” tabiri ne yazık ki muhasebe standartlarında bile “ve/veya” olarak çevriliyor. Olur da bir çeviri yaparsanız dikkate almanızı rica ederim.

    Başlıyoruz…

    Muhasebenin beyanname hazırlama sistemi, muhasebecinin vergi beyannameyi vergi dairesine aktaran sorumlu olduğu ülkede bazı şeyleri değiştirmenin vakti geliyor da geçiyor bile.

    Hayırlara vesile olması dileğiyle.