Klişe literatürüne katkı

Sosyal medyada klişelerden baydığımız bu günlerde, paylaşacağı klişe stoğu tükenmişlere katkım olursa ne mutlu bana.

No Hayır demektir. Tersten okursan On olur. Hayır hayra dönüşür.

Tadı damağımızda kalan klişeler için

  1. https://youtu.be/NmST4MDOYl8
  2. https://youtu.be/H_yU1vMORRA
  3. https://youtu.be/hy4hhZpxLKQ
  4. https://youtu.be/riQZ3RuCBIo
  5. https://youtu.be/AfPcehtDFlw

Hisse Fiyatları Nasıl İndirilir?

Borsa İstanbul’a kote bir şirkete finansal verileri topluca indirmek için ücretli bir hizmete ihtiyacınız var. Sabır konusunda iyi olduğunuzu düşünüyorsanız faaliyet raporlarını okuyarak tek tek istediğiniz bütün muhasebe verilerine ulaşabilirsiniz. Doktora tezi sebebiyle 1.668 adet faaliyet raporu okumuş biri olarak söyleyebilirim ki boşverin otomatik veri indirmeyi. En eğlencelisi(!?) halka açık şirketlerin “kime okumasın” hayaliyle yayımladığı faaliyet raporlarını sayfa okumaktır.

Günlük hisse fiyatlarını indirmek için de birbirinden az reklamlı borsa sitelerini gezebilirsiniz. Bir diğer seçenek de Google e-Tablolar kullanmak. Uygulama içinde mevcut olan GOOGLEFINANCE fonksiyonu ile istediğiniz şirket ait hisse fiyatlarını günlük ve haftalık olarak indirebilirsiniz.

=GOOGLEFINANCE(“IST:EREGL”,”price”,”1/1/2018″,”9/30/2018″,”DAILY”)

Yukarıda yazılı fonksiyon bize Ereğli Demir Çelik’e ait 1 Ocak  – 30 Eylül tarihleri arasındaki hisse fiyatlarını günlük olarak verecek. Ancak burada anlatılması gereken noktalar var:

  1. IST ibaresi Borsa İstanbul’u ifade ediyor. ABD borsalarına kayıtlı şirketler için borsa kodu ibaresine ihtiyacımız yok ancak farklı borsalardaki şirketler için ilgili borsa kodunu finance.google.com adresinden öğrenebilirsiniz.
  2. “price” hisse fiyatını ifade ediyor, ulaşabileceğiniz farklı veriler de mevcut bu arada. Fiyat-kazanç oranı (“pe”) veya “beta” gibi. Verinin niteliği yüzünden günlük indirim mümkün olmayacaktır.
  3. Başlangıç ve bitiş tarihlerinin “ay/gün/yıl” olarak yazılması lazım.
  4. Bana haftalık veriler lazım diyorsanız “DAILY” sorgusunu “WEEKLY” olarak değiştirebilirsiniz.

=GOOGLETRANSLATE(“kolay gelsin”, “TR”, “AR”)

R’da “winsorize” yapmak

İlk soru: “winsorize” nedir?

Verisetindeki uç değerlerin atılması yerine verisetindeki en yakın değerleri koyarak ortalamaya yaklaştırılmasını sağlayan istatistiki düzeltme tekniği (Yılmaz ve Koğar, 2015). R’da verisetinizi nasıl winsorize edebilirsiniz?

Kullanabileceğiniz iki adet paket mevcut: robustHD ve statar.

robustHD’nin algoritması sebebiyle değişkenlerin merkeze yakınlaştırılmasında sonuçlarda sorun çıkabiliyor ayrıca boş (NA) olan değerler mevcut olduğunda hata veriyor. Bu yüzden Stata’dan esinlenilmiş “statar” paketini tavsiye ederim.

Öncelikle aşağıdaki komutla paketi kuracağız

>install.packages(“statar”)

Sonra da etkin hale getireceğiz.

>library(statar)

winsorize (veya winsorise) fonksiyonu ile de istediğimiz değişkenlerin içerisindeki uç değerleri merkeze yakınlaştıracağız. İdmanlarımızı da R’da hazır halde bulunan airquality veriseti üzerinden yapacağız. Veriseti üstünde bazı işlemler yapacağımız içinde yeni bir veriseti olarak kullanacağız.

>wintest<-airquality

Önce winsorize fonksiyonunu ekler olmadan çalıştıralım.

>winsorize(wintest$Wind)

0.00 % observations replaced at the bottom
0.00 % observations replaced at the top

Yani fonksiyon hiçbir değeri uç olarak görmediği için değiştirme gereği de duymadı.

Peki eklerle kullanırsak sonuç nasıl değişecek?

>winsorize(wintest$Wind, probs=c(0.01,0.99))

0.65 % observations replaced at the bottom
0.65 % observations replaced at the top

probs ekindeki 0.01 ve 0.99 en uçtaki %1 ve %99 değerlerin dışında kalanların merkezi yakınlaştırılmasını sağlıyor.

Fonksiyonda kullandığımız probs ekini değiştirelim.

>winsorize(wintest$Wind, probs=c(0.05,0.95))

3.92 % observations replaced at the bottom
4.58 % observations replaced at the top

Aynı değişkeni winsorize etmekle uğraşmak istemiyorsanız lm fonksiyonu içerisinde winsorize‘yi monte edebilirsiniz.

lm(Ozone~Solar.R+winsorize(wintest$Wind,probs=c(0.05,0.95))+Temp+Month+Day,data=wintest)

Bir diğer seçenek de sütunu tamamiyle winsorize edilmiş değiştirebilirsiniz.

wintest[,3]<-winsorize(wintest$Wind,probs =c(0.05,0.95))

Küçük bir test ile winsorize işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğini görebiliriz

> wintest[,3]==airquality[,3]

Yukarıdaki komut R’a wintest ile airquality verisetlerinin 3.sütunlarının birbirlerine eşit olup olmadığını sorguluyor. “FALSE” ibaresini gördüğünz her değer airquality verisetindeki değerin değiştirildiğini ifade ediyor.

Yılmaz, E., & Koğar, H. (2015). Uç Değerle Baş Etmede Kullanılan Farklı Tekniklerin Bazı İstatistiksel Analiz Sonuçları Üzerindeki Etkisi. BaşKent University Journal Of Education, 2(1), 61-67.

 

Varsayımsal Muhasebenin Dijitalleşmesi

Başlık tamamiyle başlığa bir şey yazılması için yapıldı. Yoksa muhasebe teorisini dijitalleştirmek gibi bir arzum yok. Zaten “muhasebe teorisini dijitalleştirmek” nedir onu da bilmiyorum. Bildiğim basit bir şey var, bizim meslek (muhasebe) ülkemizde hak ettiği saygıyı görmüyor. Onun bunun kabahati, öyle oldu böyle oldu gibi boyumdan büyük olaylara dalmak gibi bir arzum da yok. Şimdilik. Mesleğin saygınlığının azalması haklı olarak mesleğe mensup ve meslekten meczup olanları üzüyor. Ben galiba meczup taraftayım. Mensup olanlar  da durumdan çözümü muhasebe mesleğine gerek olmayan (fuzuli demiyorum) eklentiler takıyorlar. Takılmayın, mesleği teknolojinin akımına bırakın o zaten kendi içerisinde mikro seviyede elemeleri yapacak.

Kongre veya konferans takvimi kimlere geçerlidir?

Özet gönderim, kabul duyuru gibi tarihler herkes için geçerli değildir. Örneğin özet kabul tarihi Eylül iken Temmuz ayında bazı akademisyen arkadaşlar bildiri kabullerini, mektubu da ekleyerek, sosyal ağlarda son derece olağan bir durummuşçasına paylaşırlar. Bazıları da kabul mektubunu koymadan paylaşırlar bunu. Sonra da içeriden alınan bilginin ayıbı, sektörü etkilemesi, ulusal ekonomiye zararı üstüne araştırmalar yaparlar.

Takvimde belirtilen tarihler bizim gibi gariban muhasebecilerin sabırsızlıkla beklediği günlerdir. Biz adı saklı hakemler bildirimizi okuyup hakkında yorum yapıyor sanırız her gönderişimizde. Oysa ki bize kalan sadece kabulleri çoktan belirlenmiş olan meslektaşlarımızın, o büyük assolistlerin çıkmadığı sahnelerdir.

Yatırım piyasasının gizli bilgisi olmaz

Biz hala muhasebenin varlık sebebini benimseyemedik. Devlet ve özel sektör de aynı açıdan bakıyor: bir taraf tahsilat, öbürü ödeme aracı olarak görüyor. Geri kalan her şey anlamsızlaşıyor bu noktadan sonra. Kitaplarda bile “sosyal sorumluluk ilkesi” bir paragrafta anlatıyor. O ilke niye var ve uyulmasa ne oluru kimse açıkça konuşmuyor. 1980 darbesi gibi, büyüklerimiz o günleri çok iyi biliyor ancak kimse o günleri konuşmak istemiyor. KGK eğitimlerine izleyici olarak katıldım ve kişisel gözlemimi paylaşayım: Denetçi unvanının meslek mensupları için bröveden farkı yok. Yakada dursun, havası olsun yeter.  SMMM, Dr, KGK Denetçisi, SPK Lisansı Sahibi, Aile Reisi, İki çocuk babası.

Sermaye piyasası gizlilik üstüne kurulsaydı bağımsız denetimin bir anlamı olmazdı. Bağımsız denetimin kalitesini arttırmak için yapılan çalışmalar hiçbir zaman piyasaya sürülmezdi. Paul Sarbanes veya Michael Oxley dünyayı değiştirecek bir kanun için zaman harcamazlardı. Enron yöneticileri cezalandırılmazdı. İnsanların yatırım yaptıkları araçlar denetlenseydi Çiftlikbank saçmalığı asla yaşanmazdı. “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek insanların duygularını sömüren ve yatırım aracına döken bir sistem hayatımızda asla yer teşkil edemezdi.

2014 yılından beri insanlar paylaştığım bir fikir var: madem biz menkul yerine gayrımenkul seviyoruz yatırım aracı olarak, inşaat yapan bütün şirketlerin raporları (finansal ve yapı) halka açık olsun. İnsanların ömürleri boyunca biriktirdiği paraları ahlak yoksunu yöneticileri kaptırması bazı ülkelerde borsa yüzünden olur, bizde inşaat sektöründe oluyor. Bunun önüne geçmenin de çok kolay bir yolu var: bu şirketlerin bilgilerini halka açmak. Binalarının sağlam olduğunu iddia eden şirketler aynı zamanda bize yapı test sonuçlarını da açıklasın. Bunu fikrimi anlattığım, ve benim ismini hatırlamadığım, bir akademisyen ise çok rasyonel bir cevap verdi bu konuya: Bir muhasebeci olarak piyasanın sana para kazandıracağı her şeye karşısın.

Karşıyım, sebebim de basit. İnsanların yıllarını tüketip biriktirdikleri tasarrufları sömürülmesi ahlaksızlığın en büyüğüdür. Eğer biri ortaya yatırım aracı ile çıkıyorsa, insanların parasına göz dikiyorsa ve denetimden uzaksa yasaklanmasının kamu faydası olacağına inancım eksilmeden devam ediyor. 

İç Bilgi – Tepe Yönetim Portföyleri

SPK çok önemli bir hata yapacaktı ki direkten döndü. SPK piyasayı iç bilgi tehlikesinden korumak istiyorsa bir adım daha atmalı ve tepe yönetimlerin sermaye piyasası yatırımlarındaki değişimlerin de açıklanmasını zorunluluk haline getirmeli. Tepe yönetim üyesi bütün varlıkları gayrımenkule veya banka hesaplarına yatırdıysa bu onun özelidir ancak sermaye piyasası yatırımlarını “gizlilik” bahanesi ile saklamak iç bilgi sömürüsünün artmasından başka hiçbir şeye yaramıyor. “Uygulanamaz” diyenler için gelsin:

“CEO Optimism”

 

Sadece bölüm seçmiyorsun, bunu unutma.

-Okumak istediğin bölümler hangileri?

-Tarih, coğrafya, edebiyat bir de ekonometri.

-Ekonometrinin o kümede ne işi var?

-Bazı akrabalarım ekonometri okursan iyi para kazanırsın dedi.

-Bölüm derslerindeki matematiği başarabilir misin?

-Hayır, matematiğim çok kötü.

-Ekonometrist ne iş yapar biliyor musun?

-Hiçbir fikrim yok sadece çok para kazanabileceğimi söylediler.

Yukarıda okuduğunuz diyalog İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Esenyurt tercih merkezinde gerçekleşti bundan 3 yıl önce. Diyaloğun öteki ucundaki kardeşimize birileri çok para kazanacağını söylemiş ekonometriden o da matematik bilgisi olmadan ekonometri okuyup ekonometrist olmaya karar vermiş. O akrabalar da temelsiz fikirleriyle hayır işine girdiklerini sanıyorlardır sanırım. 

Sınavınızın nasıl geçtiğini, kaç puan aldığınızı, üniversite alternatiflerinizi bir kenara koyalım. Siz ne olmak istiyorsunuz? Bu hepsinden daha önemli. Kapitalist ekonomik sistemin gerçeğini kenar atarak fikir vermek değil derdim. Para kazanmak çok önemli ancak o parayı kazanırken akıttığınız ter ve her sabah işe keyifle gitmek de göz ardı edilmemesi gereken değişkenler. Kan görmekten nefret edip doktor ya da kasap olmak gibi bir şey bu. O yoldan yıllar önce geçmiş, stresinizi tatmış biri olarak söylüyorum. Okuduğunuz bölüm sizin mesleğinizi oluşturmuyor, elinize diplomayı aldığınızda aşağıdaki sorunun cevabı evet ise doğru bölümü seçmişsiniz demektir:

Aldığım bunca eğitimin ardından, derslerin getirdiği bilgiyi kullandığım bir işten keyif alır mıyım?

Gerisi hikaye. Emeklilik yaşının altmışı aştığı bir ülkede, 40 sene nefret etsem de aynı işi yaparım diyebiliyorsanız sabrınızı ayakta alkışlarım.