Vaka2 – Vade Farkıyla Stok Alımı

Duman A.Ş. 1 Şubat 2019 tarihinde aşağıdaki şartlarla ticari mal almıştır:

  1. Nakit bedeli 10.000₺ olan ticari mal, aylık 4.000₺ taksitle 3 aylık vade ile alınmıştır.
  2. Ödemeler her ayın sonunda yapılacaktır.

Yevmiye kayıtlarına ilişkin dosyaya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

2019 02 03 – Stok Alım Örneği

Kayıtlara ilişkin aşağıdaki açıklamaları yapmak gereklidir:

  1. Faiz gideri 2.000 ₺’dir ancak bütün aylara eşit bölünmesi mümkün değildir.
  2. Faiz giderinin aylara dağıtımı için iç kazanç oranı hesaplanmalıdır.
  3. Ödemeler aylık olarak yapıldığı için faiz gideri azalmaktadır.
  4. Faiz giderinin stoklarda aktifleştirilmesi mümkün olmadığı için faiz doğrudan 660 numaralı hesapta giderleştirilmiştir.

Vaka1 – Satış Gelirleri

Duman Elektronik Hizmetleri Ticaret AŞ, 31 Mart 2019 tarihinde yazılım üyeliği satışına başlamıştır. Yazılımlar uluslararası şirketler tarafından geliştirilmekte olup Duman A.Ş. üyeliğin etkinleştirilmesi için gerekli kartları satmaktadır. Ana şirketin müşteri politikası gereğince, etkinleştirilen yazılımların en geç 24 saat içinde iade edilebilmesi mümkündür. Duman A.Ş. aynı tarihte 10.000 TL + %18 KDV değerinde üyelik kartı satmıştır. Tutarların tamamı önemlidir.

Tarih: 31.03.2019

Diğer Hazır Değerler (B) – 11.800
Kazanılmamış Gelirler (A) – 10.000
Hesaplanan KDV (A) – 1.800

Tarih: 01.04.2019

Kazanılmamış Gelirler (B) – 10.000
Satış Hasılatı (A) – 10.000

Yukarıda gördüğünüz kayıt muhafazakarlığın zirvesinde yapılmıştır. İşlemlerin önemlilik seviyesi ve dönemi göz önüne alındığında elinizde ikinci seçenek daha basittir: Geçmiş deneyimlerinize göre iade tutarını tahmin edebiliyorsanız “Kazanılmamış Gelirleri” daha düşük raporlamanız da mümkündür.

Vakalarla TFRS

Kafamdaki bir proje için gerçekleştireceğim bir seri “Vakalarla TFRS”. Kuruluşundan itibaren TFRS’ye göre raporlama yapmak zorunda olan bir şirketin başından geçenlere kah güleceğiz, kah göz yaşı dökeceğiz.

Yok bir dakika. Bu öyle bir hikaye değil.

Tamam. Bir saniye. Aklıma geldi.

Bir şirketin ilk kuruluşundan itibaren gerçekleştireceği temel işlemleri raporlayacağız. Her bir işlemin finansal tablolara ve vergisel farklara etkisini göstereceğiz tek tek.

Pazar günü başlıyoruz.

Desire Z’ye adanmış şarkılar

Note8’i bilgisayar gibi kullanma amacımın sonucu

Bir yerde oturuyorsam ve o arada yapılabilecek işler varsa telefonumdan hallederim. Elbette özellikle ofis yazılımlarını bilgisayarda kullanma rahatlığı yok akıllı telefonlarda. Bunun da esas sebebi yeni nesil cihazlardaki temel eksiklik olan donanım klayve. Yine de hakkını teslim etmek lazım, temel işleri yapma konusunda gerçekten çok işe yarıyor akıllı telefonlar. Ekranların sürekli büyümesi konusunda şikayetçi değilim açıkçası, bana kalsa 10 inç ekranlı telefon da kullanırım. Z’den sonra kullandığım hiçbir telefonun ekranı 5 inçten küçük değildi. Zaten yazılım klavye yarım ekran kaplıyor, hala anlamam insanlar yıllarca 4 inç ekranları nasıl kullandı.

HTC Desire Z kullandığım ilk Android tabanlı akıllı telefondur. Onunla başlayan Android bağımlılığım da hiç azalmadan devam ediyor[1]. Z’den sonra sırasıyla Note2, S5 ve Lenovo P2 kullandım. Yaklaşık bir yıldır da Note8 kullanıyorum. İtiraf etmeliyim ki hiçbir telefonda Z’nin malzeme kalitesini ve kullanım rahatlığını bulamadım [2]. Ekran klavyesi hâlâ çok kullanışlı gelmiyor bana. Mevcut telefon serilerini düşündüğünüzde SPen sayesinde Note serisi hep bir adım önde oluyor benim için. Sizi bilmiyorum da benim yazarken ekranı tam (veya olabildiğince fazla) görebilme gibi bir derdim var. Sırf bu yüzden klavyemi en küçük boy, sayı ve araç çubuğu kapalı halde kullanıyorum. Note2 günlerimden beri QWERTY klavyeli bir telefona geri dönme hayalim var. GSMArena’ya arada bir girip klavyeli telefonları inceliyorum. Beklediğiniz üzere liste uzun zamandır değişmiyor. Blackberry var sadece. Bugüne kadar bulduğum telefonlar da ya çok pahalıydı (Blackberry Priv) ya da Türkiye’de satışı yoktu (Motorola Photon Q). Günler günler kovaladı ve bir gün Unbox Theory aşağıdaki videoyu yayınladı.

“Is It A Smartphone Or Is It A Laptop?”

Cihazı çok merak ediyorum ancak daha elime alıp denemiş değilim. O yüzden yorumlarım videoya, okuduklarıma ve cihazın kendi sayfasına dayanıyor. Z’den farklı olarak ekran dışarıda değil, içeride. Yani arayanı görmek kapağı açmak zorundasınız. Yatay olarak kullanılan ekran (5.99 inç), yazılım klavyesizliği sayesinde daha kullanışlı duruyor. Benim çok önemsemediğim fakat bazı insanlar önem arz edebilecek bir konu var: Arka kamera yok. Planet Computers resmi web sayfasında bahsedilen özellikler (işlemci hariç) büyük markaların bayrak gemileriyle rekabet edecek seviyede. Kişisel bilgisayarınızın yerine geçebilecek bir cihaz olmadığı açık. Telefonunda yanında ek bir cihaz taşıma sıkıntısından büyük ölçüde kurtarabilecek gibi duruyor bu mesafeden.

Unbox Theory çok detayları incelemen genel kullanım hakkında olumlu bir fikir sunuyor fakat cihaz hakkında bilinmesi gereken bazı noktalar var özellikle (Kaynak: Medium, Ben Cheng – Review after two weeks with Gemini Phone)

  1. mtklogger isimli bir keylogger uygulaması sürekli arkada çalışıyor.
  2. Biometrik şifreleme yok
  3. Tuş ışıklandırması olmadığı için karanlık mekanlarda kullanmak değil.
  4. Her uygulama yatay ekranı desteklemiyor.

Yazıyı sona getirirken kendime küçük bir psikanaliz yaptım, arada çocukluğuma gittim. Bu klavyeli telefon sevdası nereden geliyor buldum: Bana çocukken hediye edilen Casio SF-5300.

http://casio-pda.wikidot.com/sf-5300e

[1] Continuum sebebiyle Nokia 950 XL’e gözüm kaymadı değil. Microsoft’un bulduğu fikri Samsung geliştirdi yarın bir gün de Apple kendi fikriymiş gibi satacak.

[2] Cep telefonların malzeme kalitesi olarak beyaz eşyalardan farkı yok. İçlerindeki teknoloji gelişiyor, malzeme kalitesi ise sürekli düşüşte.

Kontrolsüz, çerçevesiz denetim

Bağımsız Denetim Standardı 200‘e göre finansal tabloların denetiminin amacına finansal tabloların tüm önemli yönleriyle geçerli finansal raporlama çerçevesine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin denetçi tarafından verilen görüşle ulaşılır. Bir diğer deyişle temel alınacak bir kriter (finansal raporlama standartları seti) yoksa denetim yapılamaz. Peki iç denetim yapılacaksa geçerli bir çerçeve ihtiyacı değişir mi? Cevap veriyorum, hayır. Burada kastteğim çerçeve TFRS değil. Şirketin kendi kurallarıdır iç denetime konu olan çerçeve.

Ben çok merak ediyorum iç kontrol sistemi olmayan bir şirkette hile denetimi nasıl yapılıyor?

Dilbilgisi meselesi

Gelelim benim neye takıldığıma. Bazı insanlar için dilbilgisi önemsizdir. Noktalama, bağlaç, yazım gibi kurallar onlar için bir şey ifade etmiyor. Bunu hangi gerekçeyle savundukları da şüpheli. “İnsanlar beni anlıyor” gibi boş bahanelerinin de olmayacağını düşünüyorum.  Yukarıda seyrettiğiniz video ne yazık ki bazıları için Türkçe’de geçerli. Linkedin’de gördüğüm paylaşımların ardından hazırlıyorum bu metni. Doldum diyebilirim. Hakkında şikayetlendiğim insanlar koca koca CEO’lar, patronlar, yöneticiler, danışmanlar. İyi ki Nazım Hikmet, Ahmet Arif, “Muhsin Ünlü” ve daha niceleri sizinle hemfikir değil. Yoksa o güzelim Türk edebiyatı kim bilir ne hale gelirdi. Leyla ile Mecnun’da Türkçe öğretmeni göndermesi olmadığı için Matematik öğretmeni ile idare edeceğiz.

Dilin kötü kullanımının savunulur hiçbir tarafı yoktur. Öyle olsa gerek diye düşünüyorum. Bir olasılık daha var; Türkçe öğretmenlerim (hepsinin teker teker ellerinden öperim) öyle işlemişler ki dilbilgisini beynime bazen an geliyor dinlediğim konuşmaları metne çeviriyorum kafamda. Hangi noktalama işareti nerede (hece, tümce, cümle) kullanılmalıya kadar düşünüyorum. Belki de koca koca olanlar haklı, ben haksızım. Her zaman mümkün.

Konu hakkında kişisel bir eleştiri yapmak zorundayım: Bazen aklıma gelen bir konuyu hızlıca yazıp yayımlıyorum. Sonra bir bakıyorum ki anlamı birbirine sokmuşum. Yeni yıl gelmeden kendime koyduğum hedeflerden biri: Yazdıklarımı 3 kere okumak.

Bu seneki finansman gelirlerindeki faiz kalemine dikkat

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum göz önüne alındığında şirketlerin krizden etkilenmemek için aşağıdaki üç yöntemle birlikte farklı satış politikaları deneyeceği aşikâr.

  1. Reklam giderleri artacak.
  2. İskontolar artacak.
  3. Satış koşulları esnetilecek

Bu üç yöntemin verimli sonuçlanması vergi öncesi kârı olumlu etkileyecek. Ancak muhasebesel anlamda bir sorun yaratıyor üçüncüsü (satış koşulları). Müşterilere sağlanan daha uzun vade hasılat kaleminin içindeki faiz gelirlerinin artışına sebep olacak.

TMS 18 kesin bir çizgiyle hasılatı faizden gelirinden ayırıyordu. TFRS 15’in 60.paragrafı ile başlayan Sözleşmede Önemli Bir Finansman Bileşeninin Varlığı 63.maddede kolaylık sağlıyor şirketlere. Bu kolaylığın faizlerin böylesine yüksek olduğu bir yılda yaratacağı bir sorun var: Brüt kâr. TFRS 15 bu sene yürürlüğe girdiği için geçmiş yıllarla karşılaştırma yapmak istenilen sonuçları vermeyebilir. Bundan 3 yıl sonra TFRS 15’in nasıl bir etki göstermeye başladığını tam olarak anlayacağımızı düşünüyorum.

Diyebilirsiniz ki “finansman gelirlerini hasılata eklesek de gelir tablosunda aşağılarda beyan etsek de kâr aynı”. Doğrudur. O zaman giderleri de ayrıştırma lüzumsuz çünkü kâr aynı. Giderler gibi gelirleri de türlerine göre ayrıştırmak lazım çünkü faaliyete konu olan performansın kendi içerisinde ölçülmesi gerekiyor. Finansal raporlamanın amacı dışında hareket ettiğinizde kısa vadede şirket için yaratılan fayda uzun vadede toplum ve yatırımcı açısından risk unsuru olmaya başlıyor. 

Son olarak. UFRS’yi finansal raporlama çerçevesi yapmak iyi yapıldığı anlamına gelmez. UFRS’yi kendi başına bütün finansal raporlama sorunlarının çözümü olarak ele almak, onda yazan her şeyi esas kabul etmek de raporlama kalitesini olumsuz etkilemektedir. UFRS etkiliğinde sadece şirket temelli etkiler değil aynı zamanda ülkelerin hukuki yapılarının, yatırımcıyı koruyan kanunların da büyük etkisi vardır. IASB’nin de bütün ülkeleri eşit sayıp böylesine anlamsız bir iş yapması da hatayı doğru yapmaz. 

Konuyla ilgili bir hatırlatma: Ve IASB dedi ki: Şişirin brüt kârları!