Tez yazarken…

Aslına bakarsanız lisanüstü seviyesinde tez yazarken uyduğumuz kurallar çoğunlukla farklıdır ancak ortak inancımız olan bir nokta vardır: İntihal ayıptır. Bunun dışındayazıtipi ve boyutları, alıntı yöntemi, tablo isimleri, kenar boşlukları ve daha birçok kural enstitünüz nasıl istiyorsa uyulması şarttır. Benim burada vereceğim tavsiyeler akademik olmaktan ziyade pratiğe dönük olacaktır. 

  1. Enstitünüzün tez yazım yönergesini mutlaka okuyun. Tezi yazdıktan sonra geriye dönüp düzeltmelerinizi yapmakla uğraşmayın. Bütün tez bittikten sonra sayfayı tekrar tekrar ayarlamak işkence farksızdır.
  2. Alıntı yöntemi olarak dipnot kullanmak zorunda değilseniz mutlaka Mendeley kullanın. Birçok referans yönetim yazılımı olmasına rağmen Mendeley iki yönden çok iyidir; bir ücretsizdir, iki kullanımı çok kolaydır.
  3. Tezinizde kullanacağınız model çok kapsamlı analizler istemiyorsa, sizin de SPSS, Eviews, Stata gibi istatistik/ekonometri yazılımlarına erişiminiz yoksa PSPP ve Gretl çok iyi iki seçenektir. Bu iki açık kaynak kodlu yazılımın dışında paketleriyle yetenekleri sınırlanamaz hale gelen ise R bence esas tercih etmeniz gereken yazılımdır.
  4. Bir önceki konudaki tavsiyemi ofis yazılımları için de geçerli tutacağım; Microsoft Office yerine LibreOffice her zaman geçerli bir tercihtir.
  5. Mutlaka ve mutlaka kullanacağınız programların kolaylıklarını, işinize yarayacak eklentilerini yazıma başlamadan önce öğrenin. 
  6. İçindekiler, Şekiller ve Tablolar listelerini manuel yaptığınız takdirde her seferinde sayfa sayfa kontrol edip tekrar tekrar güncellemenize gerekir. İçindekiler listesinş otomatik oluşturmak için “Başlıklar” (Heading) ve Şekiller ve Tablolar listeleri için de “resim yazılarını” (caption) kullanın, böyle dertleriniz kalmasın.

Yukarıda bahsettiğim her bir tavsiye kişisel deneyimlerden yola çıkılarak yazılmıştır. İşe yaraması dileğiyle.

[T][U]FRS cezalandırır mı?

Cevap veriyorum: Evet. Bunu da açık açık, gözünüze soka soka yapmaz. Basit bir yöntemi vardır: Kötü çalışan bir bilgi sistemi. Sadece kullandığınız ERP’nin markası veya sizin geliştirmelere ne kadar para saçtığınız değil. Aynı zamanda iç kontrol sisteminiz de bilgi sisteminin en temel parçasıdır. Pozisyon almadan dövizle işlem yapmanızla, hangi akla hizmet iktisap ettiğiniz makinenizle veya satamayıp depolara yığındınız stoklar ile cezalandırır TFRS.

Halka açılmaya karar vermiş belirli büyüklükte bir işletme iseniz kur farklarına karşı kendinizi korumayı bilmiyorsanız kabahatli olan TFRS değildir. Küçük yatırımcının birikimine sahip çıkamayacaktınız madem niye halka açıldınız? Bir işin finansal detaylarına haiz değildiniz, niye işe başladınız? “Kervan yolda düzülür” yaklaşımı ile size emanet edilen kıt kanaat biriktirilmiş tasarruflara zarar verme hakkını kendinizde nasıl görürsünüz? Bir vatandaşın tasarruflarına talip olan her işletme, Türkiye’de haliyle de inşaat sektörü, için geçerlidir bu sözlerim.

“Türkiye krizler ülkesidir, kurdan sebep bizi zarara sokmayın” yaklaşımı yeni döviz krizlerine ortam hazırlamaktır. İçinde bulunduğunuz ortamın şartlarına ayak uyduramıyorsanız, yaşadığınız her krizden ders çıkartamamışsanız  ve finansal disiplini düstur edinmediyseniz kabahatli olan artık sizsinizdir, sistem değil.

Turkcell ile Bağlan Usülsüzlüğe

Kaydı adıma olan fakat eşim tarafından kullanılan bir Turkcell hattım var. Faturaların aylar içindeki anlamsız artış trendinin ardından detayları incelemeye başladım. Dikkatimi çeken bir nokta oldu: futbolla hiçbir ilgisi olmayan eşim “GollerCepte” diye bir pakete “gönüllü(!?)” üye olmuştu. 14 Haziran 2016’da başlayan paketin ücreti 29 Kasım 2016’ya kadar düzenli olarak yazılmış faturaya. 6 aylık süre zarfında rızamız dışında kayıt edildiğimiz hizmet için 98 TL ödemişim. Tutarın iadesini istediğimde ise Turkcell’den gerçekten komik bir cevap geldi BTK üstünden:

Cihaz üzerinden aboneliğin onaylanması sebebi ile GollerCepte Servis’i tarafından iade talebinize olumlu yanıt verilemediği bilgilerinize arz ederiz.

Eşimin onaylamadığı, bana sorulmamış bir üyelik için olumlu yanıt veremiyor Turkcell. Ülkemin en büyük iletişim operatörünün para kazanmak için hak-hukuk ihlalini araç olarak görmesi ne kadar acı. Ben iadeyi alana kadar mücadele edeceğim. Olur da alamazsam…

BOĞAZINIZDA KALSIN İNŞALLAH.

HİÇ Mİ UTANMIYORSUNUZ HARAMA EL UZATMAYA?

Muhasebeciler Haftası

Vergi beyannameleri olmasaydı ömrünün sonuna kadar işsiz kalacak olan Türk muhasebeci…

1-7 Mart Muhasebeciler Haftamız kutlu olsun. 

Hak ettiklerimizi elde etmemiz dileğiyle.

“Yerel” FRÇ neden hatalarla doludur?

Bir önceki yazımda hala açık ve Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluş (KAYİK) durumunda olmayan fakat denetime tabi olan şirketlerin hazırladığı finansal tabloların sadece vergi matrahı amacından çıkartılıp performans ve finansal durumun gerçeğe uygun sunumu için KGK tarafından taslağı sunulan Yerel Finansal Raporlama Çerçevesinden (FRÇ) bahsetmiştim kısaca. Bu yazıda ise öncelikle adının düzeltilmesi gereken FRÇ’nin içerdiği hataları özetlemek isterim.

  1. FRÇ Taslağının hasılat bölümündeki (5.Bölüm) 8.maddeye göre “hasılat sonucunda elde edilmesi beklenen nakit tutarların tahsilatının ertelenmesi durumunda, hasılat bugünkü değer hesaplaması yapılmaksızın alınması beklenen nakit tutar üzerinden kayda alınır“. Yani brüt kâr marjınızı şişirmenize müsaade ediyor FRÇ. Ancak Hasılat standardı olan TMS 18’in 11.maddesine göre ise “anlaşma bir finansman işlemi niteliği taşıyorsa, satış bedelinin gerçeğe uygun değeri gelecekteki tüm tahsilatların emsal faiz oranı ile iskonto edilmesi yoluyla belirlenir“. Yani vadeli satışlar yaparak brüt karı şişirmeniz mümkün değildir. 
  2. Taslağın stoklar bölümündeki (6.Bölüm) 7.maddeye göre ise “satın alma maliyetleri, ilk kayda alma tarihi itibarıyla ödenen veya ödenmesi beklenen nakit tutardan ölçülür”. Yani FRÇ 5.8’in şişirdiği brüt kârı 6.7 ile indirmenize imkân sağlıyor ancak esas sorun bir yanlışı başka bir yanlış ile düzeltme çabasıdır. Bunun yerine vadeli satışlar ve alımlar TMS’ye uygun düzenlenmesi daha gerçekçi bir sunum sağlayabilirdi.
  3. Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda Doç. Dr. Çağla ERSEN CÖMERT, KGK taslakta yapacağı yeni bir düzenleme ile vade farkında 1 yılın baz alınacağını ve 1 yıl üstündeki vadeler için bugünkü değer hesaplamasının yapılacağını söyledi. Sanırım KGK ülkemizde cari faiz oranın yüzde kaç seviyesinde olduğunu bilmeden böyle bir değişikliğe karar verdi. 
  4. Hazırlanan FRÇ’nin aynı zamanda Türk ticaret geleneklerindeki hataları düzeltici bir tarafı mevcut değildir. Örnek vermek gerekirse tek kişinin sahipliğindeki bir limited şirketin finansal disiplinini sağlamadığının en açık örneği ise temettü tahakkukları haricinde ortaklar cari hesabının kullanımıdır. Bütçeye katkı sağlaması için çıkarılan kanunların disiplinsizliği önlemede yarattığı bir fayda mevcut değildir aksine sadece kişileri kısa süreliğine cezalandıran araçtan fazlası da ne yazık ki olamamışlardır. 1950’lerde başlayan Türk ticaret örflerinin düzeltilmesi için FRÇ önemli bir imkân sunmaktadır, aynı kişiye bağlı ve Ortaklar Cari Hesapları şişmiş şirketlerin finansal tablolarının konsolide edilmesi. Bence bu gerekliliğin esas sebebi ise birkaç tüzel şirketin ömrünün ortağın ömrüyle sınırlandırılabileceği riski. Bu, muhasebe teorisini parçalamış risk aslında denetçi tarafından olumsuz görüş ile cezalandırılabilir ya da şirketin finansal gücünü, ortağı da baz alarak ölçmek istiyorsa birbiriyle ortaklık bağı olmayan iki şirketin finansal tablolarını konsolide edebilir.
  5. FRÇ’ye uygun finansal tablo hazırlanma süreçlerinin kolaylaştırılması, şirketlerin daha hızlı adapte olabilmeleri için gerekli olan yerel ve uluslararası ERP uygulamalarının uyumluluğu üstüne gidilmediğini düşünüyorum. FRÇ’nin olur da genel kabulü sağlayabilir ise getireceği bir diğer önemli değişiklik ise yeni yönetmeliğe uygun defter tutmak zorunda olan şirketlerin “ofiste defter tutma” alışkanlığından vazgeçirmek olacaktır.
  6. Ben muhasebe camiasının TFRS’ye yaklaşımını ülkemizin ulusal bir otomobil markası olmamasına benzetirim. Uluslararası bir marka istediği kadar kötü bir araç çıkartsın yine de bizimkinden iyidir çünkü bizim ortaya koyduğumuz daha başarılı ve kaliteli bir rakip mevcut değildir. İşte bu sebeple de Avrupa’nın ulusal muhasebe ilkelerine karşı uluslararası alanda kabul görmüş Türk muhasebe ilkeleri mevcut olmadığı için TFRS’nin yaptığı sunumlar MSGUT’a göre daha akılcı olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalıyoruz. FRÇ noktasında ise TFRS (veya KOBİ TFRS) uymamak için yanlış yollar çizmenin sonuçları tehlikelidir.
  7. 2018’de yürürlüğe girmesi planan FRÇ’nin sektör tarafından kabulü için yürütülen çalışmalara ne zaman başlanacağı hâlâ muallakta. Sektör temsilcileri ile yapılmış bir görüşmeler tutanakları ile yayınlamalı ve böylesine önemli toplantılar çevrimiçi katılıma açık olmalıdır.   

Umarım 2018’de yürürlüğe girmesi istenen ulusal finansal raporlama standartlarımız 6102’nin ve KGK eğitimlerinin çektiği işkenceleri yaşamadan yürürlüğe girebilir yoksa başladığımız yere geri döneceğimizden korkarım.

Ulusal Finansal Raporlama Çerçevesi

Eğer kanser hastasını tedavi etmek istiyorsanız anlık halini düzeltecek ilaçlarla çözüm bulamazsınız. Hastanın o anki ağrılarını hafifletmiş olmanız da vücutta yer alan kanserle mücadele ettiğinizi ve ömrünü uzattığınızı göstermez, siz iyi ilaçlar kullanarak günü kurtamışsınızdır sadece. Oysa hastanın esas arzusu iyileşmek ve hayat standartını eski seviyesine çıkartabilmektir. Türkiye ekonomisi için de durum aynıdır, doktorlarımız günümüzü kurtaran ancak geleceğimizi güvence altına alan metodları pek tercih etmediler. Açıkçası “harika bir çözüm” olarak iddia edilen politikalar çoğunlukla vergisini ödeyeni aptal yerine koymaya dönüktü. Bugüne kadar vergi ödeme alışkanlığı elde etmemiş mükelleflerin affedildiği söylense de esasen onlardan af dilenmek üstüne kuruluydu hazırlanan kalkınma politikaları. Vergi sisteminin sıkı ve adaletli bir ortamda finansal tablolarının vergi yönetmeliklerine göre hazırlanmasında sakınca yoktur ancak vergi matrahına göre hazırlanmış finansal tabloların Türkiye’nin ekonomik gelişiminde ve geleceğine yönelik karar alınmasında faydadan çok zarar getirdiği açıktır.

2005 yılında ilk Türk Ticaret Kanunu taslağı hazırlandığından beri beklentiler hep üst düzeydi ancak basında yapılan her yanlış anlatım tepki çektirmeyi başardığı gibi Kanunu’nun kısıtlandırılmasına da neden oldu. 2012’te yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun ile halka açık olmayan şirketlerin denetimi hep farklı sorulara ve sorunlara sebep oldu. 2014’te yapılan düzenleme ile Kamu Gözetim Kurulu (KGK) hayallerimizi geri vitese taksa da sistemi düzeltmeye ilk adımı 13 Kasım 2015’te yine KGK attı Yerel Finansal Raporlama Çerçevesi  (YFRÇ) ile (Duyuru adresi http://bit.ly/2lnnxwD). Bu noktada bir eleştiri yapmak zorunda hissediyorum kendimi: Hazırlanan kavramsal çerçeve yürürlüğe girdiği andan itibaren bölgesel değil ulusal olacaktır ve ülkemizin geleceğine etki edecektir. İşte bu sebeple öncelikle Ulusal Finansal Raporlama Çerçevesi olarak adının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Taslağı yoruma sunulan UFRÇ ile amaç halka açık olmayan şirketlerin de sunduğu finansal verinin kalitesini arttırmak. Halka açık olmayan fakat denetime tabii olan şirketlerin Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS) göre finansal tablolarını hazırlamıyor olmaları veri güvenilirliğini azaltıyorken ekonomik gelişimimizin sürekliliği için atılması gereken bir adımdı. Elbette bu önemli değişikliğin nasıl bir etki yaratacağı, meslek mensupları ve düzenleyiciler nasıl yükler getireceği ise ayrı bir tartışmanın konusu.

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi 24-25 Şubat tarihlerinde Sultanahmet Yerleşkesinde YFRÇ Çalıştayı yapacak ve esasen toplantıda Çerçeve konuşulacak olsa da bence KGK tarafından cevaplanması gereken sorular var:

  1. Hazırlanan Çerçevenin KOBİ’ler tarafından kabulü için yapılmış bir halkla ilişkiler süreci olacak mı? 6102’nin anlatımında yaşanan hataların ve yapılan kasıtlı yanlış izahatlerin tekrar edilmesi durumunda UFRÇ istenen katkıyı sağlamayacaktır.
  2. Küçük ve mikro ölçekli işletmelere kadar uygulanacak olması durumunda çizilmiş bir yol haritası mevcut mudur? Düzenli olarak indirilen hadler için tasarlanmış en düşük kriterinin varacağı son nokta nedir?
  3. UFRÇ’nin kabul edildiği andan itibaren ERP yazılım şirketleriyle yapılacak görüşmede sürecin sancılı geçmesini engelleyecek çözüm önerileri KGK tarafından tasarlandı mı?
  4. Çerçevenin meslek mensuplarına anlatımında izlenecek yollar, teorik materyalleri ve eğitimcilerin eğitimi gibi hususlarda nasıl bir yol izlenecektir?

UFRÇ’nin ülkemize hayırlı olması dileğiyle.

İSMMMO Eğitimi – Canlı Yayın Adresi

İSMMMO tarafından düzenlenen “Vergi İncelemesi, Mükellef Hakları ve Vergi Yargısındaki Son Gelişmeler” konulu semineri aşağıdaki adresten canlı izleyebilirsiniz. 

 ​https://youtu.be/wHkkRlrMULw