Varsayımsal Muhasebenin Dijitalleşmesi

Başlık tamamiyle başlığa bir şey yazılması için yapıldı. Yoksa muhasebe teorisini dijitalleştirmek gibi bir arzum yok. Zaten “muhasebe teorisini dijitalleştirmek” nedir onu da bilmiyorum. Bildiğim basit bir şey var, bizim meslek (muhasebe) ülkemizde hak ettiği saygıyı görmüyor. Onun bunun kabahati, öyle oldu böyle oldu gibi boyumdan büyük olaylara dalmak gibi bir arzum da yok. Şimdilik. Mesleğin saygınlığının azalması haklı olarak mesleğe mensup ve meslekten meczup olanları üzüyor. Ben galiba meczup taraftayım. Mensup olanlar  da durumdan çözümü muhasebe mesleğine gerek olmayan (fuzuli demiyorum) eklentiler takıyorlar. Takılmayın, mesleği teknolojinin akımına bırakın o zaten kendi içerisinde mikro seviyede elemeleri yapacak.

Kongre veya konferans takvimi kimlere geçerlidir?

Özet gönderim, kabul duyuru gibi tarihler herkes için geçerli değildir. Örneğin özet kabul tarihi Eylül iken Temmuz ayında bazı akademisyen arkadaşlar bildiri kabullerini, mektubu da ekleyerek, sosyal ağlarda son derece olağan bir durummuşçasına paylaşırlar. Bazıları da kabul mektubunu koymadan paylaşırlar bunu. Sonra da içeriden alınan bilginin ayıbı, sektörü etkilemesi, ulusal ekonomiye zararı üstüne araştırmalar yaparlar.

Takvimde belirtilen tarihler bizim gibi gariban muhasebecilerin sabırsızlıkla beklediği günlerdir. Biz adı saklı hakemler bildirimizi okuyup hakkında yorum yapıyor sanırız her gönderişimizde. Oysa ki bize kalan sadece kabulleri çoktan belirlenmiş olan meslektaşlarımızın, o büyük assolistlerin çıkmadığı sahnelerdir.

Tesla’da Dinlenmeyecek Şarkılar

Yatırım piyasasının gizli bilgisi olmaz

Biz hala muhasebenin varlık sebebini benimseyemedik. Devlet ve özel sektör de aynı açıdan bakıyor: bir taraf tahsilat, öbürü ödeme aracı olarak görüyor. Geri kalan her şey anlamsızlaşıyor bu noktadan sonra. Kitaplarda bile “sosyal sorumluluk ilkesi” bir paragrafta anlatıyor. O ilke niye var ve uyulmasa ne oluru kimse açıkça konuşmuyor. 1980 darbesi gibi, büyüklerimiz o günleri çok iyi biliyor ancak kimse o günleri konuşmak istemiyor. KGK eğitimlerine izleyici olarak katıldım ve kişisel gözlemimi paylaşayım: Denetçi unvanının meslek mensupları için bröveden farkı yok. Yakada dursun, havası olsun yeter.  SMMM, Dr, KGK Denetçisi, SPK Lisansı Sahibi, Aile Reisi, İki çocuk babası.

Sermaye piyasası gizlilik üstüne kurulsaydı bağımsız denetimin bir anlamı olmazdı. Bağımsız denetimin kalitesini arttırmak için yapılan çalışmalar hiçbir zaman piyasaya sürülmezdi. Paul Sarbanes veya Michael Oxley dünyayı değiştirecek bir kanun için zaman harcamazlardı. Enron yöneticileri cezalandırılmazdı. İnsanların yatırım yaptıkları araçlar denetlenseydi Çiftlikbank saçmalığı asla yaşanmazdı. “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek insanların duygularını sömüren ve yatırım aracına döken bir sistem hayatımızda asla yer teşkil edemezdi.

2014 yılından beri insanlar paylaştığım bir fikir var: madem biz menkul yerine gayrımenkul seviyoruz yatırım aracı olarak, inşaat yapan bütün şirketlerin raporları (finansal ve yapı) halka açık olsun. İnsanların ömürleri boyunca biriktirdiği paraları ahlak yoksunu yöneticileri kaptırması bazı ülkelerde borsa yüzünden olur, bizde inşaat sektöründe oluyor. Bunun önüne geçmenin de çok kolay bir yolu var: bu şirketlerin bilgilerini halka açmak. Binalarının sağlam olduğunu iddia eden şirketler aynı zamanda bize yapı test sonuçlarını da açıklasın. Bunu fikrimi anlattığım, ve benim ismini hatırlamadığım, bir akademisyen ise çok rasyonel bir cevap verdi bu konuya: Bir muhasebeci olarak piyasanın sana para kazandıracağı her şeye karşısın.

Karşıyım, sebebim de basit. İnsanların yıllarını tüketip biriktirdikleri tasarrufları sömürülmesi ahlaksızlığın en büyüğüdür. Eğer biri ortaya yatırım aracı ile çıkıyorsa, insanların parasına göz dikiyorsa ve denetimden uzaksa yasaklanmasının kamu faydası olacağına inancım eksilmeden devam ediyor. 

İç Bilgi – Tepe Yönetim Portföyleri

SPK çok önemli bir hata yapacaktı ki direkten döndü. SPK piyasayı iç bilgi tehlikesinden korumak istiyorsa bir adım daha atmalı ve tepe yönetimlerin sermaye piyasası yatırımlarındaki değişimlerin de açıklanmasını zorunluluk haline getirmeli. Tepe yönetim üyesi bütün varlıkları gayrımenkule veya banka hesaplarına yatırdıysa bu onun özelidir ancak sermaye piyasası yatırımlarını “gizlilik” bahanesi ile saklamak iç bilgi sömürüsünün artmasından başka hiçbir şeye yaramıyor. “Uygulanamaz” diyenler için gelsin:

“CEO Optimism”

 

Sadece bölüm seçmiyorsun, bunu unutma.

-Okumak istediğin bölümler hangileri?

-Tarih, coğrafya, edebiyat bir de ekonometri.

-Ekonometrinin o kümede ne işi var?

-Bazı akrabalarım ekonometri okursan iyi para kazanırsın dedi.

-Bölüm derslerindeki matematiği başarabilir misin?

-Hayır, matematiğim çok kötü.

-Ekonometrist ne iş yapar biliyor musun?

-Hiçbir fikrim yok sadece çok para kazanabileceğimi söylediler.

Yukarıda okuduğunuz diyalog İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Esenyurt tercih merkezinde gerçekleşti bundan 3 yıl önce. Diyaloğun öteki ucundaki kardeşimize birileri çok para kazanacağını söylemiş ekonometriden o da matematik bilgisi olmadan ekonometri okuyup ekonometrist olmaya karar vermiş. O akrabalar da temelsiz fikirleriyle hayır işine girdiklerini sanıyorlardır sanırım. 

Sınavınızın nasıl geçtiğini, kaç puan aldığınızı, üniversite alternatiflerinizi bir kenara koyalım. Siz ne olmak istiyorsunuz? Bu hepsinden daha önemli. Kapitalist ekonomik sistemin gerçeğini kenar atarak fikir vermek değil derdim. Para kazanmak çok önemli ancak o parayı kazanırken akıttığınız ter ve her sabah işe keyifle gitmek de göz ardı edilmemesi gereken değişkenler. Kan görmekten nefret edip doktor ya da kasap olmak gibi bir şey bu. O yoldan yıllar önce geçmiş, stresinizi tatmış biri olarak söylüyorum. Okuduğunuz bölüm sizin mesleğinizi oluşturmuyor, elinize diplomayı aldığınızda aşağıdaki sorunun cevabı evet ise doğru bölümü seçmişsiniz demektir:

Aldığım bunca eğitimin ardından, derslerin getirdiği bilgiyi kullandığım bir işten keyif alır mıyım?

Gerisi hikaye. Emeklilik yaşının altmışı aştığı bir ülkede, 40 sene nefret etsem de aynı işi yaparım diyebiliyorsanız sabrınızı ayakta alkışlarım. 

Özlemler üstüne

Çay – Simit- Boğaz üçlüsü her zaman özlenir.

Çay – Simit – Keş – Karadeniz dörtlüsünün burunda tüttüğü gibi.

Published a Working Paper

File Available on ResearchGate

Sharia compliance shows that the compliant company operates not only under the regulations but also to the restrictions and permission of Islam. The primary sources for the compliance are Holy Qur’an and Sunnah. In other words, one may expect a Sharia compliant company to act in a higher of degree of ethics. This research reveals the behavioral differences of earnings management between Sharia compliant and non-compliant companies with cross-listing, Islamic financial elements and for specifically during the Sub-Prime Mortgage Crisis Period (2007-2009) with six different models. The sample is constructed from 16 Muslim majority countries, 1,833 companies for the periods between 2006 and 2016. Earnings management is measured as with Kothari, Leone and Wasley (2005) and Roychowdhury (2006) for discretionary accruals and real activities manipulations respectively. According to the results, Sharia compliance has an upwards effect on the discretionary accruals, while cross-listing decreases the discretionary accruals, regardless of compliance. Also, the results showed that Sharia-compliant cross-listed companies are more conservative with the accruals compared to their non-compliant counterparts. According to the real activities manipulation model, regardless of compliance, companies managed their upwards using their real activities but Islamic financial elements created decreases in the earnings management via real activities.

Keywords: Earnings Management, Sharia Compliance, Cross-Listing, Discretionary Accruals, Real Activities Manipulations

JEL Classification: G38, M42, M49

Can, C. (2018) Does Sharia Compliance Affect the Earnings Management of Companies in Muslim Majority Countries?

 

 

Libreoffice’de Mendeley Kullanırken

Kaynakça yönetim yazılımlarının şahı Mendeley’i Ubuntu’da kullanıyorsanız Libreoffice Writer eklentisi kurulu olmasına rağmen çalışmıyor olabilir. Dünyanın bilinen en eski çözüm yöntemi olan tekrar başlatmanız da işe yaramadıysa ufak bir çözüm [Flatpak ile Libreoffice kuranlar için değildir] önereyim:

  1. Terminali çalıştırın.
  2. Aşağıdaki komutu yazın.
  3. sudo apt-get install python3-uno
  4. Şifrenizi girip diğer bütün gerekli paketleri kurun.
  5. Writer’a girip “Eklentiler” kısmından Mendeley eklentisini kaldırın.
  6. Writer’ı kapatıp Mendeley’de tekrar eklenti kurulumu yapın.
  7. Writer’ı tekrar çalıştırdığına Mendeley çubuğunu istediğinize koyun.
  8. Linux’ta da bilim yapıldığını unutmayın

 

SPSS ve MS Office şart

Libreoffice olmaz. Zaten iyi olsa dünyanın çoğu kullanmaz mıydı?

SPSS, Eviews varken kod yazmalı programa gerek var mı? Bir de üstüne ufacık bir kod için paket indirmek gerekiyor? Zaten iyi olsa dünyanın çoğu kullanmaz mıydı?

Kaynakça yazmayı ben kendim yapıyorum, ek programa hiç gerek yok. Benden güzel alıntı yapan, kaynakçayı ilmek ilmek işleyen yoktur.

Bozmayın, böyle devam.