Who are accountants?

They are the heros economic system deserves, but not the one it needs right now.

So we’ll hunt them.

Because they can take it.

Because they are not our heros.

They are silent guardians.

Watchful protectors.

The Dark Knights.

Farklı Kaydet >> PDF

Bir şirket niye faaliyet raporu yayımlıyorsa bir denetim şirketi de o yüzden şeffaflık raporu yayımlıyor. Kamuya faaliyetleri hakkında aydınlatmak ve karar almalarını kolaştırmak için. Ancak bu raporu hazırlayanların bazıları sanırım kendi raporlarının kimse tarafından okunmayacağını ve dikkat alınmayacağını düşünüyorlar sanırım. Yoksa neden bir raporun çıktısını alıp sonra fotoğraf olarak tarayıp PDF olarak kaydetsinler ki? Raporunun birçok farklı menfaat sahibi tarafından okunacağını hatta onların raporun tamamını değil de istedikleri noktasına en kısa şekilde varabilmek için PDF’te “bul komutunu” (Kontrol+F) kullanacağını düşünmüyorlar sanırım. Bunun aksi bir durum olsaydı bilgisayarda yazılmış bir belgeyi PDF olarak kaydederlerdi, biz de rahat rahat okurduk.

PS: Raporlarınıza isim verirken tuşlara rastgele basıp 255 harf limitine uymak zorunda olmadığınızı hatırlatmak isterim.

Voltron ve Hukuki Yapısı

6 yaşında hayranlıkla seyrettiğim bir çizgi filmi 35 yaşında tekrar izlemeye başlayınca içimdeki muhasebeciye engel olamadığım doğrudur.

www.voltron.com
Voltron: Defender of the Universe

Voltron: Tüzel Kişi

Aslanlar: Tüzel Kişi

Pilotlar: Gerçek Kişi

Tüzel kişiler kendilerini yöneten gerçek kişilerin ruhunu ve amacını yansıtır.

 

1 Mayıs Hatırlatması

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2.maddesi C bendi gereğince

1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir.

4857 sayılı Iş Kanununun 44. ve 47. maddeleri gereğince

MADDE 44. – Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir. Bu günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.

MADDE 47. –Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir.

Finansal hafızaya ihtiyacımız var

Türkiye’de kurumsal yönetim, şirket performansı, piyasa performansı, türev ürünler ve diğer muhasebe-finans konuları üstüne yazılmış çok kıymetli eserler var. Her eserin saygıdeğer yazar(lar)ı da çalışmaları için elde ettikleri verileri, verisetini paylaşmamakta haklıdırlar. Kan, ter, gözyaşı ise bu haklılığın esas sebebidir çünkü ülkemizde finansal ve finansal olmayan verilere ulaşmanın zorluğu o verilerin araştırmacı için değerini arttırıyor. Çok basit bir örnek vereceğim. Düşünün ki şirketlerin finans direktörlerinin kişisel niteliklerini araştırmak istiyorsunuz, yaşayacağınız en önemli sıkıntı bazı şirketlerin bu bilgiyi sadece isim olarak paylaşıyorken bazıları ise olabildiğince detaylı izah eder. Aynı şekilde bir şirketin faaliyet raporunun içerisinde istediğiniz kelimeyi aratabiliyorken başka bir şirketin faaliyet raporu ise çıktının taranmış hali olduğundan baştan sona okumak zorundasınız. Binbir zahmetle toplandığınız veriyi de hatır gönül birine vermek, karşılık beklememek de bana doğru gelmiyor.

Belirli bir aşamaya kadar finansal verilere ulaşmak finansal olmayanlara göre daha kolay. Örneğin birkaç tıklama ile bunu karşınıza getiren Finnet Mali Analiz gerçekten çok faydalı bir program. Nakit akış tablosunda faaliyetlere göre nakit giriş çıkışı, denetçi görüşü gibi noktalarda ise yine yalnızız, onların da teker teker sayfa sayfa gezerek toplanması gerekli. Türk muhasebe-finans akademisyenleri en temel finansal bilgileri bile kendimiz topluyoruz. Halka açık bir şirketin yıllar itibariyle kazanç oranları, ülkemizin ekonomik durumu, denetim raporları, ortaklık yapıları sır gibi saklanmıyor olabilir ancak bu verilere ulaşmak ne yazık ki kıymetli fakat gereğinden fazla zahmetli bir iş. Niteliksel araştırma programları (NVivo, Atlas.TI) içerik araştırmasında çok faydalı olsalar da ne yazık ki bazı şirketlerin resim olarak yüklediği ve OCR ile de pek fazla düzelemeyen PDF dosyalarına karşı çaresizler. 

Ülkemizde üstüne çok durulmayan fakat uluslararası alanda son derece büyük önem teşkil eden “denetim ücretleri”. Şeffaflığı, finansal bilginin itibarını koruyan denetim şirketlerimizin bir müşteri işletmelerden aldığı denetim ücretinin ticari sır olma özelliği nereden geliyor? Örneğin Ford Motor Company’nin denetim şirketi olan PriceWaterhouseCoopers’a yaptığı ödeme 2015 yılı için 49,9 milyon USD iken 2014 yılı için 47.8 milyon USD. Ford Oto. San.  A.Ş.’nin denetimi için aldığı ücret neden açıklanmıyor? Ford Türkiye ve PWC Türkiye için ticari sır olan bir bilgi neden Ford ABD ve PWC ABD için ticari sır olmuyor? Denetim ücreti bilgisini neden bu kadar önemsiyorum? Basit, bize denetçinin bağımsızlığını ölçmek için kullanabileceğimiz en basit göstergedir. Sağolsun bizim “Bağımsız Denetim Yönetmeliği”nin 36.maddesi ile KAYİK denetimi yapmamış olanlar şeffaflık raporu hazırlama derdinden de kurtarıyor kendini.

Sözün özü; Türkiye’de finansal araştırmaların kalitesi ve derinliği arttırılmak isteniyorsa finansal hafızamızı oluşturmalı ve erişilebilir kılmalıyız. Bu erişebilirliğin belirli bir yıllık ücret karşılığında yapılması da sarf edilen emeğin hakkının ödenmesi olduğu görüşündeyim. Uluslararası literatürde araştırmaya konu olan birçok çalışmanın Türkiye şartlarında gerçekleştirileceği günler elbet gelecek ancak o zamana kadar sabredip, sistem böyle bahanesine sarılmak bizi sorumluluklarımızdan kurtaramaz.

Tez yazarken…

Aslına bakarsanız lisanüstü seviyesinde tez yazarken uyduğumuz kurallar çoğunlukla farklıdır ancak ortak inancımız olan bir nokta vardır: İntihal ayıptır. Bunun dışındayazıtipi ve boyutları, alıntı yöntemi, tablo isimleri, kenar boşlukları ve daha birçok kural enstitünüz nasıl istiyorsa uyulması şarttır. Benim burada vereceğim tavsiyeler akademik olmaktan ziyade pratiğe dönük olacaktır. 

  1. Enstitünüzün tez yazım yönergesini mutlaka okuyun. Tezi yazdıktan sonra geriye dönüp düzeltmelerinizi yapmakla uğraşmayın. Bütün tez bittikten sonra sayfayı tekrar tekrar ayarlamak işkence farksızdır.
  2. Alıntı yöntemi olarak dipnot kullanmak zorunda değilseniz mutlaka Mendeley kullanın. Birçok referans yönetim yazılımı olmasına rağmen Mendeley iki yönden çok iyidir; bir ücretsizdir, iki kullanımı çok kolaydır.
  3. Tezinizde kullanacağınız model çok kapsamlı analizler istemiyorsa, sizin de SPSS, Eviews, Stata gibi istatistik/ekonometri yazılımlarına erişiminiz yoksa PSPP ve Gretl çok iyi iki seçenektir. Bu iki açık kaynak kodlu yazılımın dışında paketleriyle yetenekleri sınırlanamaz hale gelen ise R bence esas tercih etmeniz gereken yazılımdır.
  4. Bir önceki konudaki tavsiyemi ofis yazılımları için de geçerli tutacağım; Microsoft Office yerine LibreOffice her zaman geçerli bir tercihtir.
  5. Mutlaka ve mutlaka kullanacağınız programların kolaylıklarını, işinize yarayacak eklentilerini yazıma başlamadan önce öğrenin. 
  6. İçindekiler, Şekiller ve Tablolar listelerini manuel yaptığınız takdirde her seferinde sayfa sayfa kontrol edip tekrar tekrar güncellemenize gerekir. İçindekiler listesinş otomatik oluşturmak için “Başlıklar” (Heading) ve Şekiller ve Tablolar listeleri için de “resim yazılarını” (caption) kullanın, böyle dertleriniz kalmasın.

Yukarıda bahsettiğim her bir tavsiye kişisel deneyimlerden yola çıkılarak yazılmıştır. İşe yaraması dileğiyle.

[T][U]FRS cezalandırır mı?

Cevap veriyorum: Evet. Bunu da açık açık, gözünüze soka soka yapmaz. Basit bir yöntemi vardır: Kötü çalışan bir bilgi sistemi. Sadece kullandığınız ERP’nin markası veya sizin geliştirmelere ne kadar para saçtığınız değil. Aynı zamanda iç kontrol sisteminiz de bilgi sisteminin en temel parçasıdır. Pozisyon almadan dövizle işlem yapmanızla, hangi akla hizmet iktisap ettiğiniz makinenizle veya satamayıp depolara yığındınız stoklar ile cezalandırır TFRS.

Halka açılmaya karar vermiş belirli büyüklükte bir işletme iseniz kur farklarına karşı kendinizi korumayı bilmiyorsanız kabahatli olan TFRS değildir. Küçük yatırımcının birikimine sahip çıkamayacaktınız madem niye halka açıldınız? Bir işin finansal detaylarına haiz değildiniz, niye işe başladınız? “Kervan yolda düzülür” yaklaşımı ile size emanet edilen kıt kanaat biriktirilmiş tasarruflara zarar verme hakkını kendinizde nasıl görürsünüz? Bir vatandaşın tasarruflarına talip olan her işletme, Türkiye’de haliyle de inşaat sektörü, için geçerlidir bu sözlerim.

“Türkiye krizler ülkesidir, kurdan sebep bizi zarara sokmayın” yaklaşımı yeni döviz krizlerine ortam hazırlamaktır. İçinde bulunduğunuz ortamın şartlarına ayak uyduramıyorsanız, yaşadığınız her krizden ders çıkartamamışsanız  ve finansal disiplini düstur edinmediyseniz kabahatli olan artık sizsinizdir, sistem değil.

Turkcell ile Bağlan Usülsüzlüğe

Kaydı adıma olan fakat eşim tarafından kullanılan bir Turkcell hattım var. Faturaların aylar içindeki anlamsız artış trendinin ardından detayları incelemeye başladım. Dikkatimi çeken bir nokta oldu: futbolla hiçbir ilgisi olmayan eşim “GollerCepte” diye bir pakete “gönüllü(!?)” üye olmuştu. 14 Haziran 2016’da başlayan paketin ücreti 29 Kasım 2016’ya kadar düzenli olarak yazılmış faturaya. 6 aylık süre zarfında rızamız dışında kayıt edildiğimiz hizmet için 98 TL ödemişim. Tutarın iadesini istediğimde ise Turkcell’den gerçekten komik bir cevap geldi BTK üstünden:

Cihaz üzerinden aboneliğin onaylanması sebebi ile GollerCepte Servis’i tarafından iade talebinize olumlu yanıt verilemediği bilgilerinize arz ederiz.

Eşimin onaylamadığı, bana sorulmamış bir üyelik için olumlu yanıt veremiyor Turkcell. Ülkemin en büyük iletişim operatörünün para kazanmak için hak-hukuk ihlalini araç olarak görmesi ne kadar acı. Ben iadeyi alana kadar mücadele edeceğim. Olur da alamazsam…

BOĞAZINIZDA KALSIN İNŞALLAH.

HİÇ Mİ UTANMIYORSUNUZ HARAMA EL UZATMAYA?

Muhasebeciler Haftası

Vergi beyannameleri olmasaydı ömrünün sonuna kadar işsiz kalacak olan Türk muhasebeci…

1-7 Mart Muhasebeciler Haftamız kutlu olsun. 

Hak ettiklerimizi elde etmemiz dileğiyle.

“Yerel” FRÇ neden hatalarla doludur?

Bir önceki yazımda hala açık ve Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluş (KAYİK) durumunda olmayan fakat denetime tabi olan şirketlerin hazırladığı finansal tabloların sadece vergi matrahı amacından çıkartılıp performans ve finansal durumun gerçeğe uygun sunumu için KGK tarafından taslağı sunulan Yerel Finansal Raporlama Çerçevesinden (FRÇ) bahsetmiştim kısaca. Bu yazıda ise öncelikle adının düzeltilmesi gereken FRÇ’nin içerdiği hataları özetlemek isterim.

  1. FRÇ Taslağının hasılat bölümündeki (5.Bölüm) 8.maddeye göre “hasılat sonucunda elde edilmesi beklenen nakit tutarların tahsilatının ertelenmesi durumunda, hasılat bugünkü değer hesaplaması yapılmaksızın alınması beklenen nakit tutar üzerinden kayda alınır“. Yani brüt kâr marjınızı şişirmenize müsaade ediyor FRÇ. Ancak Hasılat standardı olan TMS 18’in 11.maddesine göre ise “anlaşma bir finansman işlemi niteliği taşıyorsa, satış bedelinin gerçeğe uygun değeri gelecekteki tüm tahsilatların emsal faiz oranı ile iskonto edilmesi yoluyla belirlenir“. Yani vadeli satışlar yaparak brüt karı şişirmeniz mümkün değildir. 
  2. Taslağın stoklar bölümündeki (6.Bölüm) 7.maddeye göre ise “satın alma maliyetleri, ilk kayda alma tarihi itibarıyla ödenen veya ödenmesi beklenen nakit tutardan ölçülür”. Yani FRÇ 5.8’in şişirdiği brüt kârı 6.7 ile indirmenize imkân sağlıyor ancak esas sorun bir yanlışı başka bir yanlış ile düzeltme çabasıdır. Bunun yerine vadeli satışlar ve alımlar TMS’ye uygun düzenlenmesi daha gerçekçi bir sunum sağlayabilirdi.
  3. Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda Doç. Dr. Çağla ERSEN CÖMERT, KGK taslakta yapacağı yeni bir düzenleme ile vade farkında 1 yılın baz alınacağını ve 1 yıl üstündeki vadeler için bugünkü değer hesaplamasının yapılacağını söyledi. Sanırım KGK ülkemizde cari faiz oranın yüzde kaç seviyesinde olduğunu bilmeden böyle bir değişikliğe karar verdi. 
  4. Hazırlanan FRÇ’nin aynı zamanda Türk ticaret geleneklerindeki hataları düzeltici bir tarafı mevcut değildir. Örnek vermek gerekirse tek kişinin sahipliğindeki bir limited şirketin finansal disiplinini sağlamadığının en açık örneği ise temettü tahakkukları haricinde ortaklar cari hesabının kullanımıdır. Bütçeye katkı sağlaması için çıkarılan kanunların disiplinsizliği önlemede yarattığı bir fayda mevcut değildir aksine sadece kişileri kısa süreliğine cezalandıran araçtan fazlası da ne yazık ki olamamışlardır. 1950’lerde başlayan Türk ticaret örflerinin düzeltilmesi için FRÇ önemli bir imkân sunmaktadır, aynı kişiye bağlı ve Ortaklar Cari Hesapları şişmiş şirketlerin finansal tablolarının konsolide edilmesi. Bence bu gerekliliğin esas sebebi ise birkaç tüzel şirketin ömrünün ortağın ömrüyle sınırlandırılabileceği riski. Bu, muhasebe teorisini parçalamış risk aslında denetçi tarafından olumsuz görüş ile cezalandırılabilir ya da şirketin finansal gücünü, ortağı da baz alarak ölçmek istiyorsa birbiriyle ortaklık bağı olmayan iki şirketin finansal tablolarını konsolide edebilir.
  5. FRÇ’ye uygun finansal tablo hazırlanma süreçlerinin kolaylaştırılması, şirketlerin daha hızlı adapte olabilmeleri için gerekli olan yerel ve uluslararası ERP uygulamalarının uyumluluğu üstüne gidilmediğini düşünüyorum. FRÇ’nin olur da genel kabulü sağlayabilir ise getireceği bir diğer önemli değişiklik ise yeni yönetmeliğe uygun defter tutmak zorunda olan şirketlerin “ofiste defter tutma” alışkanlığından vazgeçirmek olacaktır.
  6. Ben muhasebe camiasının TFRS’ye yaklaşımını ülkemizin ulusal bir otomobil markası olmamasına benzetirim. Uluslararası bir marka istediği kadar kötü bir araç çıkartsın yine de bizimkinden iyidir çünkü bizim ortaya koyduğumuz daha başarılı ve kaliteli bir rakip mevcut değildir. İşte bu sebeple de Avrupa’nın ulusal muhasebe ilkelerine karşı uluslararası alanda kabul görmüş Türk muhasebe ilkeleri mevcut olmadığı için TFRS’nin yaptığı sunumlar MSGUT’a göre daha akılcı olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalıyoruz. FRÇ noktasında ise TFRS (veya KOBİ TFRS) uymamak için yanlış yollar çizmenin sonuçları tehlikelidir.
  7. 2018’de yürürlüğe girmesi planan FRÇ’nin sektör tarafından kabulü için yürütülen çalışmalara ne zaman başlanacağı hâlâ muallakta. Sektör temsilcileri ile yapılmış bir görüşmeler tutanakları ile yayınlamalı ve böylesine önemli toplantılar çevrimiçi katılıma açık olmalıdır.   

Umarım 2018’de yürürlüğe girmesi istenen ulusal finansal raporlama standartlarımız 6102’nin ve KGK eğitimlerinin çektiği işkenceleri yaşamadan yürürlüğe girebilir yoksa başladığımız yere geri döneceğimizden korkarım.