Büyük lokma ye, lokma takımına el sürme

“Vakıf üniversitesinde nasıl çalışıyorsun? Öyle akademisyen olunmaz” dedi, devletteki görevini bıraktı artık kendisi vakıf üniversitesinde rektör adayı.

“Yarı zamanlı bile olsa artık vakıf üniversitesinde çalışmak istemiyorum” dedi, bir vakıf üniversitesinde yıllardır bölüm başkanlığı yapıyor.

Sıradaki emekliliği gelmiş öğretim üyemiz bakalım vakıf üniversitelerine salladıktan sonra hangi vakıf üniversitesinde göreve başlayacak.

Gayrı meşru muhasebe

Genel Muhasebe kitaplarınızdan birini açın, aşağıdaki yazanı anlatan satırı bulun lütfen.

Muhasebe üçe ayrılır

  1. Bütün işlemlerin belirli kurallara göre kaydeden ve yayımlayan tek derdi parasal mevzular olan finansal muhasebe. Bir diğer adıyla genel muhasebe.
  2. Parasal olmayan konular da işletme için önemlidir deyip yönetimin ilgisini çeken konuları akılcılık ve istikrar ile yorumlayan yönetim muhasebesi.
  3. Satılan her ürüne ve hizmete ait maliyeti yine akılcılık ve istikrar ile hesaplayan maliyet muhasebesi.

Sizinn kitapta “akılcılık” yerine katakulli veya benzeri bir ibareden bahsediyorsa lütfen kışı beklemeden o kitabı sobada imha ediniz. Sobanız yoksa çocukların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edin.

Bu yazı muhasebeyi kendinden bilenlere ithaf edilmiştir.

Kyle Katarn der ki “Yetenekler doğaları gereği iyi veya kötü değildir. Nasıl kullanırsanız öyledirler”

Starbucks ve müzik

Şu an çalışanlarına sıkıntı çıkartılmaması için ismini vermeyeceğim bir Starbucks’ta oturmuş çalışıyorum. Arka fonda “Fikrimin İnce Gülü” çalıyor Müzeyyen Senar’ın o pamuk sesinden.

Daha istekli, daha keyifli çalışıyorum.

Pazarlama üstadları ne der bilmiyorum ancak Starbucks’ın da Coca-Cola’nın izinden gidip yerelleşme vakti geldi artık.

Daha kötüsü olamaz derken

Yerel Finansal Raporlama Çerçevesi (YFRÇ) ismini hiç beğenmemişken, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) ismi Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) olarak değiştirdi. KGK Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının (TFRS) Türkiye’ye uygun KOBİ halini oluşturmak isterken bilginin niteliğini kaybetmesine neden oldu.

Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğini ilerletmek bilginin patinaj çektiği, ismi komik bir çerçeve ile karşı karşıyayız. Umarım muhasebecilerin eğitiminde 1 Ocak 2018 tarihinde başlanılmaz.

Koş BOBİ koş!!!!

Kim bu BOBİ? Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı.

Adı komik olsun, herkes bağrına bassın diye düşünmüş KGK. 

Yakala BOBİ! Hadi BOBİ!! Koçum BOBİ!!!

Küçük işletmeler de seneye giyecekler, biraz daha büyüsünler değil mi Teyzesi/Amcası?

Yesin onu ninesi, yesin onu ninesi.

Atıl BOBİ! Koş BOBİ! Sen yaparsın BOBİ! Hayaller aleminden bir çerçevesin BOBİ. Yine hazırlıksızsın KGK.

Muhasebe Araştırmaları ve Örneklem Meselesi

Batının sömürgecilik sayesinde kurduğu para sermaye piyasaları ile karşılaştırıldığında bizim piyasaların derinliğini sorgulamak gerekiyor. Derinlikten kastım sadece türev ürünler değil aynı zamanda piyasadaki bilginin ulaşılabilirliği ve çeşitliliğidir. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan muhasebe-finans araştırmaları daha uzun bir dönemi kapsarken bizim çalışmalarımız, çeşitli sebeplerle, 2005 yılıyla başlıyor. Neden 2005 olduğunu daha sonra izah edeceğim.

Peki finansal tablolar üstüne yapılan bir araştırma 2005 öncesini kapsıyor ise örneklemin bilimsel olarak desteklenmesi için ne yapılması gerekir? Basit. Enflasyon endeksleri ile tutarlar güncellenmeli. Geçmiş yıllardaki tutarlardan altı sıfır atmak bir çözüm değildir hele ki o tutarları hiç değiştirmeden kullanmak daha vahim bir iştir. Elbette bu iktisadi gerekliliği göz ardı etmiş çalışmalar da çıkmıştır anlı şanlı kurumlardan, hakemlerden, jürilerden. Sezen Aksu’nun da dediği gibi… Adları bende saklı.

Neden 2005?

  1. Enflasyon düzeltmesi gerekli değildir.
  2. Finansal tablo hazırlanma ilkeleri şirketler arasında değişlik göstermez.

Linkedin, Akademi ve Diploma

Hazır tercih dönemi başlamışken elbette sosyal ağlar da birinci görevi olan bilgi paylaşımını en üst seviyede tutuyor, yalan, yanlış ve doğru üçgeninde. Elbette ki insanların bildiklerini paylaşma arzusu engellenemez ancak son zamanların özgüven aşısı olan beğeni ve yorum sayılarını arttırmak için Linkedin’de bazılarının vakıf üniversitesi şikayetleri komik olmaya başladı. Dönem içerisinde “Hocam seminer verebilirim, yarı zamanlı ders anlatabilirim, iletişimi kopartmayalım” diye e-posta atan arkadaşlar Linkedin’de vakıf üniversitesi düşmanı olmuşlar.

Markaların kalitesinin sabit olmadığına inanan biri olarak iddiamın arkasındayım: Diplomada yazan üniversite adıyla kariyerin, başarının ve kalitenin hiçbir alakası yoktur. Diplomaya değer katan, diploma sahibinin kendini geliştirmeye açıklığıdır. Bir öğrenci akademik eğitimi süresince sadece ders çalıştıysa, kendine yeni bir yetenek katmak üzere hiçbir çaba sarf etmediyse kariyeri belirli bir noktada kilitlenecektir, işte o aşamada diplomanın üstünde yazan üniversite adı anlam ifade etmeyecektir.

İnternet’te ücretsiz eğitimlerin bu kadar yaygın olduğu, akıllı telefonlardan bilgiye ulaşmanın saniyeler aldığı bir zamanda bence diplomadan önce gelen esas nitelik insanın bilgiye olan doygunluğudur. Bir insan ben artık doydum, daha fazla öğrenmeme gerek yok diyorsa unvanı her ne olursa olsun bitmiştir bence.

PS: Vakıf üniversitelerinde çalışanlara “Siz de akademisyen misiniz? Öyle üniversite olmaz” deyip de devletten emekli olunca o üniversitelere kapağı atan bütün öğretim üyelerine selam olsun.