1 Mayıs Hatırlatması

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2.maddesi C bendi gereğince

1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir.

4857 sayılı Iş Kanununun 44. ve 47. maddeleri gereğince

MADDE 44. – Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir. Bu günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.

MADDE 47. –Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir.

Muhasebeciler Haftası

Vergi beyannameleri olmasaydı ömrünün sonuna kadar işsiz kalacak olan Türk muhasebeci…

1-7 Mart Muhasebeciler Haftamız kutlu olsun. 

Hak ettiklerimizi elde etmemiz dileğiyle.

“Yerel” FRÇ neden hatalarla doludur?

Bir önceki yazımda hala açık ve Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluş (KAYİK) durumunda olmayan fakat denetime tabi olan şirketlerin hazırladığı finansal tabloların sadece vergi matrahı amacından çıkartılıp performans ve finansal durumun gerçeğe uygun sunumu için KGK tarafından taslağı sunulan Yerel Finansal Raporlama Çerçevesinden (FRÇ) bahsetmiştim kısaca. Bu yazıda ise öncelikle adının düzeltilmesi gereken FRÇ’nin içerdiği hataları özetlemek isterim.

  1. FRÇ Taslağının hasılat bölümündeki (5.Bölüm) 8.maddeye göre “hasılat sonucunda elde edilmesi beklenen nakit tutarların tahsilatının ertelenmesi durumunda, hasılat bugünkü değer hesaplaması yapılmaksızın alınması beklenen nakit tutar üzerinden kayda alınır“. Yani brüt kâr marjınızı şişirmenize müsaade ediyor FRÇ. Ancak Hasılat standardı olan TMS 18’in 11.maddesine göre ise “anlaşma bir finansman işlemi niteliği taşıyorsa, satış bedelinin gerçeğe uygun değeri gelecekteki tüm tahsilatların emsal faiz oranı ile iskonto edilmesi yoluyla belirlenir“. Yani vadeli satışlar yaparak brüt karı şişirmeniz mümkün değildir. 
  2. Taslağın stoklar bölümündeki (6.Bölüm) 7.maddeye göre ise “satın alma maliyetleri, ilk kayda alma tarihi itibarıyla ödenen veya ödenmesi beklenen nakit tutardan ölçülür”. Yani FRÇ 5.8’in şişirdiği brüt kârı 6.7 ile indirmenize imkân sağlıyor ancak esas sorun bir yanlışı başka bir yanlış ile düzeltme çabasıdır. Bunun yerine vadeli satışlar ve alımlar TMS’ye uygun düzenlenmesi daha gerçekçi bir sunum sağlayabilirdi.
  3. Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda Doç. Dr. Çağla ERSEN CÖMERT, KGK taslakta yapacağı yeni bir düzenleme ile vade farkında 1 yılın baz alınacağını ve 1 yıl üstündeki vadeler için bugünkü değer hesaplamasının yapılacağını söyledi. Sanırım KGK ülkemizde cari faiz oranın yüzde kaç seviyesinde olduğunu bilmeden böyle bir değişikliğe karar verdi. 
  4. Hazırlanan FRÇ’nin aynı zamanda Türk ticaret geleneklerindeki hataları düzeltici bir tarafı mevcut değildir. Örnek vermek gerekirse tek kişinin sahipliğindeki bir limited şirketin finansal disiplinini sağlamadığının en açık örneği ise temettü tahakkukları haricinde ortaklar cari hesabının kullanımıdır. Bütçeye katkı sağlaması için çıkarılan kanunların disiplinsizliği önlemede yarattığı bir fayda mevcut değildir aksine sadece kişileri kısa süreliğine cezalandıran araçtan fazlası da ne yazık ki olamamışlardır. 1950’lerde başlayan Türk ticaret örflerinin düzeltilmesi için FRÇ önemli bir imkân sunmaktadır, aynı kişiye bağlı ve Ortaklar Cari Hesapları şişmiş şirketlerin finansal tablolarının konsolide edilmesi. Bence bu gerekliliğin esas sebebi ise birkaç tüzel şirketin ömrünün ortağın ömrüyle sınırlandırılabileceği riski. Bu, muhasebe teorisini parçalamış risk aslında denetçi tarafından olumsuz görüş ile cezalandırılabilir ya da şirketin finansal gücünü, ortağı da baz alarak ölçmek istiyorsa birbiriyle ortaklık bağı olmayan iki şirketin finansal tablolarını konsolide edebilir.
  5. FRÇ’ye uygun finansal tablo hazırlanma süreçlerinin kolaylaştırılması, şirketlerin daha hızlı adapte olabilmeleri için gerekli olan yerel ve uluslararası ERP uygulamalarının uyumluluğu üstüne gidilmediğini düşünüyorum. FRÇ’nin olur da genel kabulü sağlayabilir ise getireceği bir diğer önemli değişiklik ise yeni yönetmeliğe uygun defter tutmak zorunda olan şirketlerin “ofiste defter tutma” alışkanlığından vazgeçirmek olacaktır.
  6. Ben muhasebe camiasının TFRS’ye yaklaşımını ülkemizin ulusal bir otomobil markası olmamasına benzetirim. Uluslararası bir marka istediği kadar kötü bir araç çıkartsın yine de bizimkinden iyidir çünkü bizim ortaya koyduğumuz daha başarılı ve kaliteli bir rakip mevcut değildir. İşte bu sebeple de Avrupa’nın ulusal muhasebe ilkelerine karşı uluslararası alanda kabul görmüş Türk muhasebe ilkeleri mevcut olmadığı için TFRS’nin yaptığı sunumlar MSGUT’a göre daha akılcı olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalıyoruz. FRÇ noktasında ise TFRS (veya KOBİ TFRS) uymamak için yanlış yollar çizmenin sonuçları tehlikelidir.
  7. 2018’de yürürlüğe girmesi planan FRÇ’nin sektör tarafından kabulü için yürütülen çalışmalara ne zaman başlanacağı hâlâ muallakta. Sektör temsilcileri ile yapılmış bir görüşmeler tutanakları ile yayınlamalı ve böylesine önemli toplantılar çevrimiçi katılıma açık olmalıdır.   

Umarım 2018’de yürürlüğe girmesi istenen ulusal finansal raporlama standartlarımız 6102’nin ve KGK eğitimlerinin çektiği işkenceleri yaşamadan yürürlüğe girebilir yoksa başladığımız yere geri döneceğimizden korkarım.

İSMMMO Eğitimi – Canlı Yayın Adresi

İSMMMO tarafından düzenlenen “Vergi İncelemesi, Mükellef Hakları ve Vergi Yargısındaki Son Gelişmeler” konulu semineri aşağıdaki adresten canlı izleyebilirsiniz. 

 ​https://youtu.be/wHkkRlrMULw

İran Ambargosu ve Türk Denetim Şirketleri

İran’a uygulanan ambargo kalkalı yaklaşık 1 yıl oldu ve yıllarca uluslararası yatırımları kapalı olan bir pazar ve orada yer kapmaya çalışan şirketlerin siyasetten destek alan stratejileri belirleyecek pastadan ilk payı kimin alacağını. İşte tam da bu noktada müşteri portföyünü geliştirmek, uluslararasılaşmak isteyen Türk denetim şirketlerinin eline çok önemli bir imkan geçti: İran pazarına girmek.

Kültürlerin yakınlığı ve İran piyasasının gelişmeye açık oluşu Türk denetim şirketleri için kaçırılmaması gereken bir fırsat. Big-4’un dünyayı tek sözleşmeyle domine ettiği uluslararası denetim piyasasında kendi adını duyurmak isteyen bir denetim şirketi için İran pazarına girmek Doğuya açılmada anahtar adım olacaktır. TÜRMOB ve Maliye Bakanlığı siyasi sürtüşmeleri kenara bırakıp ülkemizdeki muhasebe mesleğinin uluslararası alanda rekabet etmesi için bu adımı atmak zorunda.

Mendeley Workshop and Training Files

Mendeley Training for International Graduate Students

27.12.2016, Tuesday

15:00 – 17:00

İstanbul Aydın University

Florya Campus

O Block 11401

Workshop Files