Muhasebe bilgisinin önemsizliği üstüne

Muhasebe sanattır iddiasını kabul etmiyorum; sanat sıkıcıdır, muhasebe değildir. Bazıları ise muhasebeyi sanata benzetmek, onu sıkıcı yapmak istiyor. Vergi beyannamesi, iş kanunu ve noter tasdiği tarafından oluşmuş şeytan üçgeninden de çıkmasına da izin vermek istemiyorlar. TÜRMOB’un Game of Thrones’a dönmüş yapısının da mesleğe hiçbir katkısı yok. Bana inanmıyorsanız KGK’ya bakın. Standartları çeviriyor, muhasebecileri yetkilendiriyor sonra onların hata yapacağı anı kollamak üzere akbaba timsali geziniyor. SPK da kendi denetim yetkisine sınırlar çizdi. Halka açık şirketi denetleme isteyen SPK’dan izin isteyecek, “halka kapalı olsun ben denetleyeyim” diyen KGK’nın kapısını çalacak. Muhasebe mesleğinin sınırlarını çizen 3568 sayılı kanunun 2.maddesinin c. fıkrasının verdiği denetim yetkisini nerede kullanacağımız belli olduysa devam edelim.

“Çok muhasebeci var, kaliteyi arttırmak istiyoruz” diyen akıllı büyüklerimiz var, siz zamanında mesleğe giriş standartlarını yüksek tutmaktan imtina ettiğiniz için bu hale gelmiş olabilir miyiz? Siz daha fazla üye gelsin, daha büyük gücüm olsun diye kavrulurken muhasebe mesleğini yerle bir ettiğinizi bilmiyor muyuz? Maliye Bakanlığından uzatma istemek dışında mesleğin gelişiminde muhasebeci odaları ne yaptı? Tek adamlığa politik olarak karşı olup meslek odalarında tek adamlara şakşakçılık yapanları da pas geçmeyelim lütfen. Sanırım c’den gelen denetim yetkimizi nereden kullanacağımızı hala tespit edemedik. Her şey bir yana hesap planı bilmemenin ve öğretmemenin erdem olduğu günlerdeyiz.

Muhasebeyle denetimin birbirinden ayrı olduğu bir ülkede yaşıyoruz, bazı denetçi arkadaşlar kendilerine muhasebeci deyince mahzunlaşıyor. Devletten gelme muhasebeciler arasında bile görünmeyen bir rütbeleme var. Örneğin emekli hesap uzmanları kendilerini subay, emekli gelir kontrolörlerini astsubay, vergi emekli denetmenlerini uzman çavuş gibi görüyor. Sanırım bu da sadece bizde olabilecek bir durum. KGK da sağolsun bu konuda kendini mutsuz hisseden muhasebecileri “bağımsız denetçiye” dönüştürdü. Ancak ticari bağlar sebebiyle doğal olarak da unvanlar SMMM-BD-KGK BD-Bilirkişi gibi acayip bir hale büründü.

Ülkemizde muhasebecilik mesleğinin gelişimi patinaj çekmeye devam ediyor, aksi gibi de kimsenin yolda kalmış arabadaki koltuğundan inip arabayı yola sokmak için çamura bulaşmaya, omuz vermeye niyeti yok. ABD’nin 1900’lerde nelerden geçtiğini öğrenip aynı sorunları tekrar yaşamaktan kaçınmak yerine bir de biz yaşayalım bakalım, ne olacak göreceğiz noktasındayız. Oysa iyi oluşturulmuş muhasebe çerçevesinin faydasını bir önceki asırda çoktan anlatmışlardı.

“Kapitalizm ve çift kayıtlı defter tutma kesinlikle birbirinden ayrılamaz; birbirleri arasındaki ilişki biçimle içerik arasındakine benzer.” Werner Sombart

“Modern kapitalizmin, günlük ihtiyaçlarımızı karşılayan büyük kârlı işletmelerin, büyük varlığının en evrensel sebebi, mantıklı bir sermaye hesabının standart olarak kullanımıdır.” Max Weber

Ayrıca, muhasebede hazırlanmış kötü bilginin nelere kadir olduğunu (uluslararası ekonomileri yıkabilmek mesela) hatırlatmak için Stiglitz’den küçük bir okuma önerisi:

Stiglitz, J. E. (2010). The Financial Crisis of 2007–8 and its Macroeconomic Consequences. In S. Griffith-Jones, J. A. Ocampo, & J. E. Stiglitz (Eds.), Time for a Visible Hand (pp. 19–50). Oxford, UK: Oxford University Press.

Muhasebe 101

Muhasebe eşitliğini boşver.

Şunu bil yeter: Giren borç çıkan alacak.

Öyle anlamadıysan da şöyle anlatayım: “iEline gelen borç, ele gelmiyorsa alacak.

Muhasebe döngüsünü bilmesen de olur.

Gelir tablosu ve bilanço yeter. Diğer finansal tablolar teferruat.

Muhasebeyle ekonominin ne alakası var?

Ya muhasebe dediğin saçma sapan anlamsız kurallar bütünüdür zaten.

Gerçekleşme Oranı

40 yıllık muhasebecilikten sonra Walter bir anda vergi iadesini ne kadar zamanda hazırladığının hiçkimsenin umrunda olmadığını fark etti.

Greg Kyte

Teknolojinin İşsiz Bıraktığı Muhasebeciler Kulübü

İnsan, muhasebeci olacağını bile bile nasıl yaşar?
Ya çıldırır ya da ruhsatını unutur (NHR’ye saygıyla)

Frey ve Osborne (2013) mesleklerin bilgisayarlar tarafından yapılabilme olasılığını hesaplamış. Sonuçlara göre muhasebe mesleğinde işlerin bilgisayar tarafından yapılma olasılığı aşağıda

  1. Muhasebeci ve denetçilerin yüzde 94’ü,
  2. Bordrocuların yüzde 97’si
  3. Kayıt girişi yapanların yüzde 98’i
  4. Vergi beyannamesi hazırlayanların yüzde 99’u

Bir diğer deyişle 100 muhasebeciden sadece altısı (6) çalışıyor olacak, geri kalanı da biz niye teknolojiyi hor gördük diye hayıflanıyor olacak. Accounting Today insan faktörünün önemine değiniyor ancak unutmayınız ki Facebook geliştirdiği yapay zekayı korkusundan kapattı. Demem odur ki gelecekte yapay zeka geliştikçe finansal analizler çok boyutlu ve tarafsız olacaktır.

Dünyanın en eski işletme uygulamalarından biri olan muhasebenin teknolojiye ayak uydurmaktan geri durmamak gibi çok güzel bir huyu vardır. Bundan 10 yıl sonra hangi gelişme (iş dünyasında veyahut teknolojide) yaşanırsa yaşansın muhasebe bilimine ve uygulamalarına adaptasyonu uzun sürmeyecektir.

Muhasebecilerin yaptığı 8+3 yanlış 

Accounting Today’de yayımlanan yazı haliyle Amerikalı meslektaşlarımıza ithafen yazılmış ancak ülke değişse bile yapılan hatalar ülkeden ülkeye benzerlikler​ gösterebiliyor. Listenin ilk sekizi Accounting Today’e ait, 9, 10 ve 11 ise ülkemizde muhasebe mesleğinin sorunlarının da çözümü olacağına inandığım görüşlerimdir

  1. Kendilerini farklılaştırmamaları (markalaşmamaları).
  2. Müşteriyi, işletmeyi veya endüstriyi anlamamaları.
  3. Tarihsel verileri toplamanın ve özetlemenin mesleğin doğası olduğunu unutarak geleceğe dönük önlemler almamaları.
  4. Hizmetin gerçek değerini ücrete yansıtmamaları.
  5. Sadece beyanname hizmeti vermeleri.
  6. İdeal müşteri profilini çıkartmamaları.
  7. Referansa dayalı bir ağ kurmamaları.
  8. Güvenilir bir danışmanın neye benzediğini anlamamaları.
  9. Uzmanlığa dayalı ortaklıklar ile muhasebe ofislerinin kurulmaması.
  10. Teknolojik gelişmelerden yeteri kadar yararlanılmaması.
  11. Mesleğin gerektirdiği sürekli eğitimin göz ardı edilmesi.

The 8 biggest mistakes accountants make

Who are accountants?

They are the heros economic system deserves, but not the one it needs right now.

So we’ll hunt them.

Because they can take it.

Because they are not our heros.

They are silent guardians.

Watchful protectors.

The Dark Knights.

Muhasebeciler Haftası

Vergi beyannameleri olmasaydı ömrünün sonuna kadar işsiz kalacak olan Türk muhasebeci…

1-7 Mart Muhasebeciler Haftamız kutlu olsun. 

Hak ettiklerimizi elde etmemiz dileğiyle.

“Yerel” FRÇ neden hatalarla doludur?

Bir önceki yazımda hala açık ve Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluş (KAYİK) durumunda olmayan fakat denetime tabi olan şirketlerin hazırladığı finansal tabloların sadece vergi matrahı amacından çıkartılıp performans ve finansal durumun gerçeğe uygun sunumu için KGK tarafından taslağı sunulan Yerel Finansal Raporlama Çerçevesinden (FRÇ) bahsetmiştim kısaca. Bu yazıda ise öncelikle adının düzeltilmesi gereken FRÇ’nin içerdiği hataları özetlemek isterim.

  1. FRÇ Taslağının hasılat bölümündeki (5.Bölüm) 8.maddeye göre “hasılat sonucunda elde edilmesi beklenen nakit tutarların tahsilatının ertelenmesi durumunda, hasılat bugünkü değer hesaplaması yapılmaksızın alınması beklenen nakit tutar üzerinden kayda alınır“. Yani brüt kâr marjınızı şişirmenize müsaade ediyor FRÇ. Ancak Hasılat standardı olan TMS 18’in 11.maddesine göre ise “anlaşma bir finansman işlemi niteliği taşıyorsa, satış bedelinin gerçeğe uygun değeri gelecekteki tüm tahsilatların emsal faiz oranı ile iskonto edilmesi yoluyla belirlenir“. Yani vadeli satışlar yaparak brüt karı şişirmeniz mümkün değildir. 
  2. Taslağın stoklar bölümündeki (6.Bölüm) 7.maddeye göre ise “satın alma maliyetleri, ilk kayda alma tarihi itibarıyla ödenen veya ödenmesi beklenen nakit tutardan ölçülür”. Yani FRÇ 5.8’in şişirdiği brüt kârı 6.7 ile indirmenize imkân sağlıyor ancak esas sorun bir yanlışı başka bir yanlış ile düzeltme çabasıdır. Bunun yerine vadeli satışlar ve alımlar TMS’ye uygun düzenlenmesi daha gerçekçi bir sunum sağlayabilirdi.
  3. Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda Doç. Dr. Çağla ERSEN CÖMERT, KGK taslakta yapacağı yeni bir düzenleme ile vade farkında 1 yılın baz alınacağını ve 1 yıl üstündeki vadeler için bugünkü değer hesaplamasının yapılacağını söyledi. Sanırım KGK ülkemizde cari faiz oranın yüzde kaç seviyesinde olduğunu bilmeden böyle bir değişikliğe karar verdi. 
  4. Hazırlanan FRÇ’nin aynı zamanda Türk ticaret geleneklerindeki hataları düzeltici bir tarafı mevcut değildir. Örnek vermek gerekirse tek kişinin sahipliğindeki bir limited şirketin finansal disiplinini sağlamadığının en açık örneği ise temettü tahakkukları haricinde ortaklar cari hesabının kullanımıdır. Bütçeye katkı sağlaması için çıkarılan kanunların disiplinsizliği önlemede yarattığı bir fayda mevcut değildir aksine sadece kişileri kısa süreliğine cezalandıran araçtan fazlası da ne yazık ki olamamışlardır. 1950’lerde başlayan Türk ticaret örflerinin düzeltilmesi için FRÇ önemli bir imkân sunmaktadır, aynı kişiye bağlı ve Ortaklar Cari Hesapları şişmiş şirketlerin finansal tablolarının konsolide edilmesi. Bence bu gerekliliğin esas sebebi ise birkaç tüzel şirketin ömrünün ortağın ömrüyle sınırlandırılabileceği riski. Bu, muhasebe teorisini parçalamış risk aslında denetçi tarafından olumsuz görüş ile cezalandırılabilir ya da şirketin finansal gücünü, ortağı da baz alarak ölçmek istiyorsa birbiriyle ortaklık bağı olmayan iki şirketin finansal tablolarını konsolide edebilir.
  5. FRÇ’ye uygun finansal tablo hazırlanma süreçlerinin kolaylaştırılması, şirketlerin daha hızlı adapte olabilmeleri için gerekli olan yerel ve uluslararası ERP uygulamalarının uyumluluğu üstüne gidilmediğini düşünüyorum. FRÇ’nin olur da genel kabulü sağlayabilir ise getireceği bir diğer önemli değişiklik ise yeni yönetmeliğe uygun defter tutmak zorunda olan şirketlerin “ofiste defter tutma” alışkanlığından vazgeçirmek olacaktır.
  6. Ben muhasebe camiasının TFRS’ye yaklaşımını ülkemizin ulusal bir otomobil markası olmamasına benzetirim. Uluslararası bir marka istediği kadar kötü bir araç çıkartsın yine de bizimkinden iyidir çünkü bizim ortaya koyduğumuz daha başarılı ve kaliteli bir rakip mevcut değildir. İşte bu sebeple de Avrupa’nın ulusal muhasebe ilkelerine karşı uluslararası alanda kabul görmüş Türk muhasebe ilkeleri mevcut olmadığı için TFRS’nin yaptığı sunumlar MSGUT’a göre daha akılcı olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalıyoruz. FRÇ noktasında ise TFRS (veya KOBİ TFRS) uymamak için yanlış yollar çizmenin sonuçları tehlikelidir.
  7. 2018’de yürürlüğe girmesi planan FRÇ’nin sektör tarafından kabulü için yürütülen çalışmalara ne zaman başlanacağı hâlâ muallakta. Sektör temsilcileri ile yapılmış bir görüşmeler tutanakları ile yayınlamalı ve böylesine önemli toplantılar çevrimiçi katılıma açık olmalıdır.   

Umarım 2018’de yürürlüğe girmesi istenen ulusal finansal raporlama standartlarımız 6102’nin ve KGK eğitimlerinin çektiği işkenceleri yaşamadan yürürlüğe girebilir yoksa başladığımız yere geri döneceğimizden korkarım.

İSMMMO Eğitimi – Canlı Yayın Adresi

İSMMMO tarafından düzenlenen “Vergi İncelemesi, Mükellef Hakları ve Vergi Yargısındaki Son Gelişmeler” konulu semineri aşağıdaki adresten canlı izleyebilirsiniz. 

 ​https://youtu.be/wHkkRlrMULw

İran Ambargosu ve Türk Denetim Şirketleri

İran’a uygulanan ambargo kalkalı yaklaşık 1 yıl oldu ve yıllarca uluslararası yatırımları kapalı olan bir pazar ve orada yer kapmaya çalışan şirketlerin siyasetten destek alan stratejileri belirleyecek pastadan ilk payı kimin alacağını. İşte tam da bu noktada müşteri portföyünü geliştirmek, uluslararasılaşmak isteyen Türk denetim şirketlerinin eline çok önemli bir imkan geçti: İran pazarına girmek.

Kültürlerin yakınlığı ve İran piyasasının gelişmeye açık oluşu Türk denetim şirketleri için kaçırılmaması gereken bir fırsat. Big-4’un dünyayı tek sözleşmeyle domine ettiği uluslararası denetim piyasasında kendi adını duyurmak isteyen bir denetim şirketi için İran pazarına girmek Doğuya açılmada anahtar adım olacaktır. TÜRMOB ve Maliye Bakanlığı siyasi sürtüşmeleri kenara bırakıp ülkemizdeki muhasebe mesleğinin uluslararası alanda rekabet etmesi için bu adımı atmak zorunda.