BOBİ niye var?

Bu yazıya başladığımda başlığım “Paydaş kaygısı olmayan BOBİ” idi. Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu’nun başarısız KOBİ UFRS projesinin ardından halka açık olmayan şirketler için muhasebe standartlarının hazırlanmasında ihale ulusal muhasebe kurullarına kalmıştı. Türk muhasebe sisteminin yasama – yürütme – yargı mekanizması olan KGK da görevini yaptı. Standartları hazırladı. Görevini başarıyla tamamladı demiyorum. Yap dediler ve yaptı. Bu kadar. Açıkçası halka açık olmayan, kamu yararını ilgilendirmeyen şirketler için finansal muhasebe standart seti niye hazırlandı ben hâlâ çözebilmiş değilim. İçinizden şunu düşündüğünüze eminim: halka açık olmayan şirketlerin finansal bilgi kalitesini arttırmak, bunun neyini çözemedin?

O zaman aklıma takılan soruyu sormam lâzım: BOBİ uygulayan bir şirketin finansal tablolarını KGK hariç hiçbir paydaşı görmeyecekse bu kadar kelime yazmak neden? Denetim ekibinin çabası neden? Şirketin muhasebe departmanının sarf ettiği enerjinin sebebi ne? Paydaşlar (banka, tedarikçiler, sivil toplum, çalışanlar, daha neler neler) hâlâ şirket hakkında en ufak bir bilgiye bile doğrudan ulaşamıyorken bu kadar standart ne işe yarayacak? BOBİ FRS’ye tabi işletmelerin raporlama süreci için yapacağı yatırımların tamamı lüzumsuz.

Kitabını sadece kendisi okuyan yazarlardan bir farkı olmayacak BOBİ’ye göre finansal tablo hazırlayan şirketlerin. Finansal raporlamanın toplumsal faydası göz ardı edildiği sürece ismine ister BOBİ ister CONİ deyin fark etmez; angaryadan başka bir şeye dönmeyecek. KGK muhasebe standartlarını hazırlarken TFRS’nin Kavramsal Çerçevesini anlayana kadar okumalı. Kaliteli bilginin varlık nedenini bilmeden muhasebeyi, denetimi özümsemek mümkün değil.