Categories
Genel

Kapı Kırmadan Kazananlar Kulübü

ABD’nin yeni Donald Trump’ın kızı Ivanka başarıları ve hayatında yaşadığı zorlukları anlatan bir kitap yazmış. Yaşıtlarınızdan milyarlarca kez zenginseniz, işe girmek, ev geçindirmek ve hayatta kalmak zorunda değilseniz bir şey başarmış sayılmazsınız. Doktora tezimi yazdığım süre zarfında üretim şirketlerinin 2005 – 2012 dönemlerine ait faaliyet raporlarını tek tek, sayfa sayfa okudum. Ailenin ABD’de çok iyi bir üniversiteden dört yılda mezun olmuş 3. veya 4. neslinin ülkeye dönüşüyle 23 yaşında Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlaması da bundan farklı bir hikaye değildir.

Aynı yarışmada atletlerden biri 100 metreyi tamamlamak zorundayken diğerlerinin engelli 4 kilometre koştuğu bir müsabakada nasıl rekabet yoksa aynı durum Ivanka Trump ve benzerleri için de geçerlidir. Kapıyı biri sizin açıyorsa ortada başarı namına bir ibare yoktur. Siz ejderhanın midesindeki kapıyı kırıp içeri girdiyseniz başarıdan söz edebiliriz.

Unutmadan, hani serbest piyasada bütün faktörlerin rekabet gücü aynıydı. Öyle söylüyordu liberal ağa babalar ve onların yancıları.

Categories
Akademik

Mendeley Workshop


Mendeley Training for International Graduate Students
27.12.2016, Tuesday
15:00 – 17:00
İstanbul Aydın University
Florya Campus
O Block 11401

Categories
TFRS

Dönemsellik İlkesi

Çok detaylı anlatım istiyorsanız birçok kıymetli muhasebe kitabından okumanız mümkündür, ben konuyu rahmetli Süleyman Demirel’den bir alıntıyla özetleyeceğim.

Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurumaz.

Categories
Muhasebe

Evrakları kim, nasıl girmeli? 

Cevabı basit: bilgisayarın bizzat kendisi girsin, ilgili hesaplara kayıtları da yine bilgisayar atsın. Hayal ürünü olan bir şey söylemiyorum ki. Faturanın üstünde girişi için gerekli olan bilgiler yok mu? Hele de e-faturada. İşleme ait bütün detayların yazılı olduğu bir faturayı bilgisayar kaydetsin. Bundan 8 yıl önce stajerliğim sırasında şimdi size anlattığım fikri ERP danışmanlığı yapan bir arkadaşıma söylemiştim. “Saçmalama öyle bir şey yapılamaz, sen dahil yapılsa kaç kişi işsiz kalır” diye cevap vermişti.

Oysa ben muhasebeciyim, benim işim evrak girmek değildir. Türkçe’de tam karşılığı olmasa da evrak girmek “bookkeeper”ın görevidir, oysa ben “accountant”ım. Yani benim işim evrakları girmek değildir, danışmanlık yapıyorsam ise şirketin gidişatı hakkında yönetime raporlar sunmak veya denetim hizmeti sunuyorsam iç kontrol sistemlerini analiz etmek ve şirketin finansal tabloları görüş bildirmektir. Oysa ne yazık ki ülkemizde ruhsatlı, ruhsatsız her muhasebeci kendini evrakçıbaşı zanneder.

e-fatura kabul ancak evrakları sisteme göstererek veri girişi yapılamaz diyenlere iki tane akıllı telefon uygulaması tavsiye edeceğim: Wave ve Xero. Ücretsiz üyelikleri bulunan hatta kendi içinde veri paylaşabildiğiniz bu iki muhasebe uygulamasını deneyin. Bence her ikisi de başlangıç noktasında olsalar da fotoğrafını çektiğiniz fişleri sisteme yükleyebiliyorlar. İşyeri ismi Türkçe olsa bile birkaç küçük hatayla ismi algılayıp tutarı ve tarihi sisteme doğru olarak aktarabiliyorlar. Sizin ise tek yapmanız gereken gider ve ödeme türlerini seçip evraka onay vermek.

Bundan 10 yıl sonra ülkemizde muhasebe defter tutmaktan çıkıp denetim yapmaya dönecektir, hazır olmak için yeni fikirlere açık olmakta hatta mobil uygulamalara yatırım yapmakta büyük fayda var.

Categories
Muhasebe

Sabahattin Ali ve "hile üçgeni"

wp-1480617965817.jpgİstanbul Üniversitesi’ndeydik bugün, Uluslararası Suistimal İnceleme Uzmanları Derneği’nin (ACFE Türkiye) düzenlediği Suistimal Farkındalık Semineri: Üniversite Buluşmalarını dinlemek üzere. Değerli akademisyenlerin paylaştığı bilgiler ve meslek mensuplarının anlattığı deneyimleri seminerin son derece bilgilendirici ve eğlenceli geçmesini sağladı. Muhasebe mesleğinin defter tutup beyanname verme döngüsünden kurtulduğunu görmek bir de öğrencilerin yoğun katılımı çok mutlu etti beni. Ancak her ne kadar eğlenceli geçtiğini söylesem de eğlencinin esas sebebi “güleriz ağlanacak halimize” noktasında olmamız. İç kontrol mekanizması oluşturulmamış veya geliştirilmemiş, yetki-sorumluluk çizgileri belirlenmemiş şirketlerin ulusal ekonomide yarattığı görünmez zararları fark etmemiz ve çözüm odaklı politikalar geliştirmemiz gerekiyor.

Konuşmacıları dinlerken son zamanlarda farklı anlaşılmış bir eseriyle hatırladığımız Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” romanı aklıma geldi. Çalışan suistimalleri ve hile üçgeni konusunda vak’a analizi yapılabilecek kadar detaylı bir anlatım yapıyor Sabahattin Ali. Ömer ile Veznedar Hafız Efendi arasında geçen konuşmayı okuduğunuzda bir insanı yoldan çıkartan sebeplere bulduğu bahaneleri öylesine güzel anlatıyor ki denetim kitaplarında alıntı yapılacak kadar içine işliyor konunun. Sabahattin Ali’nin Türk edebiyat klasiklerinden biri olan eserini okumadıysanız bugüne kadar vesile olabilirim umudundayım. Ancak kitaptan benim son derece eğlenerek okuduğum bir kısmı paylaşmak isterim.

“Tevekkeli değil, Beyazıt’tan gönderdiğimiz mektuplar Eminönü’ne kırk sekiz saatte varıyor. Senin gibi gayretli memurlar sağ olsun.”

Ömer gayet sakin cevap verdi:

“Benim mektuplarla alakam yok. Ben muhasebedeyim. Akşama kadar defter dolduruyorum. Akşamları da ara sıra veznedara yardım ediyorum. Para saymak tatlı bir şey Nihatçığım.”

Nihat birdenbire canlanmış gibi:

“Enteresan şey…” dedi. “Umumiyetle para enteresan bir şeydir zaten. Çok kere cebimden bir lira alır, önüme koyarak onu saatlerce seyrederim. Hiçbir fevkaladeliği yok. Birtakım hünerli çizgiler, tıpkı mektepler deki resmi hattîn vazifeleri gibi. Belki biraz daha ince ve karışık… Sonra bir resim. Birkaç satır muhtasar yazı ve bir iki imza… Üzerine biraz fazla eğilince insanın burnuna ağır bir yağ ve kir kokusu da vurur. Fakat ne muazzam şeydir bu kirli kâğıt azizim, bir düşün!

Categories
Muhasebe

İSMMMO Eğitimi

Hazır yılı kapatmaya hazırlanıyorken İSMMMO’nun geleneksel dönem sonu muhasebe işlemleri eğitimini kaçırmak olmaz hele de konuşmacı kadrosu böylesine iyiyken.
Tarih: 06.12.2016
Saat: 13:30 – 17:00
Eğitim Merkezi: Grand Cevahir Hotel and Convention Center
Afiş için tıklayınız
Rezervasyon için tıklayınız

Categories
Muhasebe

Fincanın etrafı sarı

Okuduğum mahkeme kararlarını okudukça ağlarım, sızlarım ben zarı zarı

1. Amortisman giderinin tanınması için kullanıma hazır olmasına gerek olmadığını belirten kararlar. Bilirkişiler galiba maliyet ve gider arasında fark olmadığını sanıyor. Çok basit bir örnekle mırazı izah edeyim:
Çok susamıştım, bakkala gittim. 1 litre su aldım, ödemesini yaptım ancak şişeden 1 yudum su içmedim. Benim susuzluğum geçti mi? Maliyet ve gider arasındaki fark bu kadar barizdir.
2. Geçmiş döneme ait denetçi atanabileceğini iddia eden ve denetimde çığır açan karar. Hem denetime tabi olduğunuzu bilmiyordunuz hem de hokus pokuslarınıza imza atacak birini istiyorsunuz. Karar her ne kadar yönetim kurulunun sorumluluğunun devam ettiğini belirtse de bu imzayı atmaya hazır meslektaşlarımız yoktur ümidini taşıyorum.

Categories
Genel

Necip Fazıl'dan

Sana alçak diyemem;
Çünkü alçak da bir seviye belirtir,
Sen çukursun çukur.

Categories
TFRS

Net Gerçekleşebilir Değer ve TMS 2

Doç. Dr. Kadir Dabbağoğlu ile yaptığımız hararetli bir beyin fırtınasının ardından sabrı ve fikrileri için teşekkürü borç bilirim.

TMS 2’ye göre bir stoğun net gerçekleşebilir değerinin (NGD, satış fiyatından satmak için gerekli maliyetler düşülerek hesaplanır) maliyetinden düşük olması durumunda ilgili stok kalemleri için değer düşüklüğünün hesaplanması gerekir. Bu aşamada iki önemli noktaya değinmem lâzım

  1. Satış fiyatı ürünün “nakit” satış fiyatıdır. Yani vadeli fiyat üstünden değer düşüklüğüne karar verilemez.
  2. Vadeli fiyatın nakit fiyata dönüştürülmesinde iç kazanç oranının (internal rate of return) kullanılması gereklidir.

Nakit fiyat üstünden değer düşüklüğünü her bir stok kalemi için hesapladıktan sonra kapsamlı kâr zarar tablosuna yansıması için yapılması gereken kayıtlarda Türkçe muhasebe kitaplarıyla hem fikir olmadığım bir nokta var; o da değer düşüklüğü için “654 Karşılık Giderleri”nin tercih edilmesi. Karşı çıkmamdaki esas noktada ise desteğimi “Kavramsal Çerçeve”den (2010, A4 ve NÖ4) alıyorum ve stok maliyetini ilgilendiren bir tahmin değişikliği “brüt kar”ın içinde yer almalı görüşündeyim:

    1. Net Gerçekleşebilir Değerin düşüklüğünden kaynaklı bir gider faaliyet karına etki etmesi şirketin performansı hakkında yanıltıcı bilgi verir.
    2. Brüt karın şişirilmesi bilginin niteliksel kalitesini düşürür.

Ayrıca TMS 2, paragraf 34’ten doğrudan alıntı yapacağım:

Net gerçekleşebilir değerin artışından dolayı iptal edilen stok değer düşüklüğü karşılık tutarı, iptalin gerçekleştiği dönemin tahakkuk eden satış maliyetini azaltacak şekilde muhasebeleştirilir.

Standart kendisinden de anlaşılacağı üzere net gerçekleşebilir değerdeki düşüklüğün iptalinin “brüt kar”ı arttırması gerekirken, net gerçekleşebilir değerdeki düşüklüğünün “faaliyet kar”ına etki etmemesi gerekir.

Categories
Muhasebe

Teorik aşçılığa hayır!

Bir aşçılık okulu mezunu düşünün, birincilikle ve 4 ortalama ile bitirmiş okulunu. Kendisini işe almak için bir merakla mezun olduğu okulun müfredatını incelemeye başladınız. Bütün dersler teorik, dönem ve yaz stajları hak getire. Bir diğer deyişle öğrenci mutfakta yemek pişirmeden aşçı olmuş. İşin kötüsü müfredatı hiç incelememiş bir işveren ile yeni mezun kardeşimiz ücret pazarlığına giriştiklerinde 2001 Nobel Ödüllü bir iktisat makalesi ortaya çıkacak. Transkript ve diplomayı baz alarak kafalarında ücret seviyesi belirleyen iki taraf anlaşacak ve akademik olarak başarılı olan kardeşimiz işe başlayacak.

Mutfaktaki ilk gününde sosları ve baharatları tanımadığı için yaptığı yemek hiçbir şeye benzemeyecek. Teorik aşkının yaptığı kötü yemekler sebebiyle restoran bir süre zarara uğrayacak ve daha deneyimli aşçılar ona baharatlar, soslar arasındaki farkları anlatmaya çalışırken işlerini aksatacaklar. Yeni mezun kardeşimiz bütün bu koşuşturmacanın içinde aldığı onca teorik bilginin ispatı olan 4 ortalama ile şirkete hiçbir katkısının olmadığını göremeyecek.

Oysa lisans öğretimi boyunca mutfağa girip soğan kesseydi, baharatları koklamaya, et pişirseydi yaptığı her yanlıştan işin doğrusunu ve o sistematiğe yıllarını vermiş birinden de kestirme yollarını öğrenebilirdi. Türkiye’de muhasebe eğitiminde yaşanan en büyük sorun bilgisayarsız muhasebeci yetiştirme çabasıdır. Bugün hâlâ bilgisayar dersi olarak giriş seviyesinde verilen derslerin üstüne hiçbir yazılım bilgisi eklenmeden mezun oluyor müstakbel meslektaşlarımız.