Categories
Blokzincir

Kriptovarlık Muhasebesi. Neredeyiz?

Elimizdeki mevcut değerler bütünüyle ona hiç uymayan bir kavramı tanımlayıp finansal tablolara yerleştirmeye çalışıyoruz. Uluslararası Muhasebe Standart Kurulunun Yorum Komitesinin iç raporlarını ve muhasebe şirketlerinin görüşlerini okuyorum, haliyle birbirinden çok farklı fikirleri okumamış oluyorsunuz. Muhasebe akademik yazını da olayı aynı pencereden alıyor. Özetlemek gerekirse kriptovarlıkların iki şekilde muhasebeleştirilebileceği görüşü hakim. Blokzincir teknolojisiyle gelen kriptovarlıkların yapısı da bu tanımların dışına çıkıyor.

Nakit veya finansal varlık: Kriptoparalar gerçek anlamda bir nakit değil çünkü merkezi bir otorite tarafından basılmıyor. Merkez Bankalarının veya IMF’nin tanımlarına da uymuyor. Ürün-hizmet fiyatları kriptopara kuruyla da sabitlenmiş olmadığı gibi ödeme amaçlı kullanılsa da kriptopara kuru üstünden bakiyelerin takibinin yapılması çok sık rastlanan bir durum değil. Finansal varlık olarak da değerlendirilmemesinin esas sebebi ise UMS 32’deki finansal varlık tanımına uymaması. Bütün bu farklılıkları göze alan Yorum Komitesi, kriptovarlıkların nakit, nakit benzeri veya finansal olarak muhasebeleştirilmesini reddediyor.

Stok: Faaliyeti gereğince kriptoparayı satmak için elinde tutan tutan bir işletme (örn: aracı kuruluş) için stok olarak değerlendirilebileceği belirtiliyor (UMS 2). Bu standarda göre kriptovarlıkları muhasebeleştiren işletme, bu varlıkları maliyet değeri ile net gerçekleşebilir değerin düşük olanı üzerinden ölçecek.

Maddi Olmayan Varlık: Fiziki yapısının olmaması, nakdi bir değerinin olması ve işletme kontrolünde olması sebebiyle maddi olmayan duran varlık tanımına uyuyor. Hatta Yorum Komitesinin iç raporlarının yazımından, maddi olmayan varlık yaklaşımına yakın olduklarını anlayabilirsiniz.

Buraya kadar okuduklarınız, Eylül 2018 ve Mart 2019 toplantılarından derlenmiş 4A ve 4C numaralı iç raporlardan geliyor. 4C raporunda dikkat çeken esas konu, “alacak” kaydının ne olacağı. Mevcut muhasebe ilkelerine göre bir varlık geçmişteki olayların sonucunda oluşur. Kriptovarlıklar bir grup algoritmanın sonunda oluşuyor fakat bunun için herhangi bir kaynağı dönüştürmeye ihtiyacı yok (Süt > Yoğurt, Dana > Et Ürünleri, İnsan > Yazılım). Muhasebe derslerinin klasiği olan borç-alacak ve muhasebe eşitliklerini sağlayacak bir kaynak hesabına ihtiyaç duyuluyor haliyle. Haziran ve Kasım 2019 tarihli toplantılarının notlarında işler değişmeye başlıyor.

Haziran (12) ve Kasım (12J) notlarında ise Yorum Komitesi görüş talep ettiği konularda kişi ve kurumlardan gelen mektupları destek verdikleri görüşlere göre paylaşıyor. Bir önceki raporda şüpheli yaklaştığı konularda (kriptopara kuruyla fiyatların belirlenmemesi, bakiyelerin takibinde kullanılmaması, sadece ödeme aracı olarak yeterli olmaması) gelen cevaplardan sonra yaklaşımını değiştirmişe benziyor. Kriptovarlıklar için standart hazırlanmasına gerek olduğu düşünenler olduğu gibi nakit varlığı tanımı değişsin diyenler de var.

Bu kadar uzun uzadıysa tartışırken halka açık ve UFRS’ye göre finansal raporlama yapan kaç şirketin finansal tablosunda kriptovarlık kullanımı gözlenmiş? 37. Bu şirketlerin 18’i (%69) “gerçeğe uygun değer değişimi kâr veya zarara yansıtılan varlık” olarak muhasebeleştirmiş. Geri kalan şirketler maddi olmayan varlık veya stok olarak sınıflandırmış. Ayrıca sekiz şirket de jeton ihracı yapmış. Görüş aldıkları bazı muhasebe şirketleri UFRS’ye göre raporlama yapıp jeton ihraç şirket sayısının az olduğunu ve kaynağın ihraç türüne göre özsermaye, finansal yükümlülük, finansal olmayan yükümlülük veya hasılat/kâr olarak muhasebeleştirildiğini belirtiyor.

Geldiğimiz nokta itibariyle kriptovarlıklar UFRS gündemine gitgide daha fazla giriyor. Alışageldiğimiz tanımların, kavramların değişime açık olması gerçeğini de kabullenmemiz gerekiyor. Kriptovarlıklar yüzünden bilançoların, hesapların tekrar sınıflandırılması, raporlama içeriğinin daha kapsamlı hale gelmesi bile söz konusu olabilir. Raporların kronolojik içeriği bize gösteriyor ki 2020 kriptovarlıkların muhasebe, finans, hukuk ve ekonomi dünyalarında yaratacağı etkilerinin daha da artacağını gösteriyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *