Desire Z’ye adanmış şarkılar

Note8’i bilgisayar gibi kullanma amacımın sonucu

Bir yerde oturuyorsam ve o arada yapılabilecek işler varsa telefonumdan hallederim. Elbette özellikle ofis yazılımlarını bilgisayarda kullanma rahatlığı yok akıllı telefonlarda. Bunun da esas sebebi yeni nesil cihazlardaki temel eksiklik olan donanım klayve. Yine de hakkını teslim etmek lazım, temel işleri yapma konusunda gerçekten çok işe yarıyor akıllı telefonlar. Ekranların sürekli büyümesi konusunda şikayetçi değilim açıkçası, bana kalsa 10 inç ekranlı telefon da kullanırım. Z’den sonra kullandığım hiçbir telefonun ekranı 5 inçten küçük değildi. Zaten yazılım klavye yarım ekran kaplıyor, hala anlamam insanlar yıllarca 4 inç ekranları nasıl kullandı.

HTC Desire Z kullandığım ilk Android tabanlı akıllı telefondur. Onunla başlayan Android bağımlılığım da hiç azalmadan devam ediyor[1]. Z’den sonra sırasıyla Note2, S5 ve Lenovo P2 kullandım. Yaklaşık bir yıldır da Note8 kullanıyorum. İtiraf etmeliyim ki hiçbir telefonda Z’nin malzeme kalitesini ve kullanım rahatlığını bulamadım [2]. Ekran klavyesi hâlâ çok kullanışlı gelmiyor bana. Mevcut telefon serilerini düşündüğünüzde SPen sayesinde Note serisi hep bir adım önde oluyor benim için. Sizi bilmiyorum da benim yazarken ekranı tam (veya olabildiğince fazla) görebilme gibi bir derdim var. Sırf bu yüzden klavyemi en küçük boy, sayı ve araç çubuğu kapalı halde kullanıyorum. Note2 günlerimden beri QWERTY klavyeli bir telefona geri dönme hayalim var. GSMArena’ya arada bir girip klavyeli telefonları inceliyorum. Beklediğiniz üzere liste uzun zamandır değişmiyor. Blackberry var sadece. Bugüne kadar bulduğum telefonlar da ya çok pahalıydı (Blackberry Priv) ya da Türkiye’de satışı yoktu (Motorola Photon Q). Günler günler kovaladı ve bir gün Unbox Theory aşağıdaki videoyu yayınladı.

“Is It A Smartphone Or Is It A Laptop?”

Cihazı çok merak ediyorum ancak daha elime alıp denemiş değilim. O yüzden yorumlarım videoya, okuduklarıma ve cihazın kendi sayfasına dayanıyor. Z’den farklı olarak ekran dışarıda değil, içeride. Yani arayanı görmek kapağı açmak zorundasınız. Yatay olarak kullanılan ekran (5.99 inç), yazılım klavyesizliği sayesinde daha kullanışlı duruyor. Benim çok önemsemediğim fakat bazı insanlar önem arz edebilecek bir konu var: Arka kamera yok. Planet Computers resmi web sayfasında bahsedilen özellikler (işlemci hariç) büyük markaların bayrak gemileriyle rekabet edecek seviyede. Kişisel bilgisayarınızın yerine geçebilecek bir cihaz olmadığı açık. Telefonunda yanında ek bir cihaz taşıma sıkıntısından büyük ölçüde kurtarabilecek gibi duruyor bu mesafeden.

Unbox Theory çok detayları incelemen genel kullanım hakkında olumlu bir fikir sunuyor fakat cihaz hakkında bilinmesi gereken bazı noktalar var özellikle (Kaynak: Medium, Ben Cheng – Review after two weeks with Gemini Phone)

  1. mtklogger isimli bir keylogger uygulaması sürekli arkada çalışıyor.
  2. Biometrik şifreleme yok
  3. Tuş ışıklandırması olmadığı için karanlık mekanlarda kullanmak değil.
  4. Her uygulama yatay ekranı desteklemiyor.

Yazıyı sona getirirken kendime küçük bir psikanaliz yaptım, arada çocukluğuma gittim. Bu klavyeli telefon sevdası nereden geliyor buldum: Bana çocukken hediye edilen Casio SF-5300.

http://casio-pda.wikidot.com/sf-5300e

[1] Continuum sebebiyle Nokia 950 XL’e gözüm kaymadı değil. Microsoft’un bulduğu fikri Samsung geliştirdi yarın bir gün de Apple kendi fikriymiş gibi satacak.

[2] Cep telefonların malzeme kalitesi olarak beyaz eşyalardan farkı yok. İçlerindeki teknoloji gelişiyor, malzeme kalitesi ise sürekli düşüşte.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.