Kongre veya konferans takvimi kimlere geçerlidir?

Özet gönderim, kabul duyuru gibi tarihler herkes için geçerli değildir. Örneğin özet kabul tarihi Eylül iken Temmuz ayında bazı akademisyen arkadaşlar bildiri kabullerini, mektubu da ekleyerek, sosyal ağlarda son derece olağan bir durummuşçasına paylaşırlar. Bazıları da kabul mektubunu koymadan paylaşırlar bunu. Sonra da içeriden alınan bilginin ayıbı, sektörü etkilemesi, ulusal ekonomiye zararı üstüne araştırmalar yaparlar.

Takvimde belirtilen tarihler bizim gibi gariban muhasebecilerin sabırsızlıkla beklediği günlerdir. Biz adı saklı hakemler bildirimizi okuyup hakkında yorum yapıyor sanırız her gönderişimizde. Oysa ki bize kalan sadece kabulleri çoktan belirlenmiş olan meslektaşlarımızın, o büyük assolistlerin çıkmadığı sahnelerdir.

Tesla’da Dinlenmeyecek Şarkılar

Yatırım piyasasının gizli bilgisi olmaz

Biz hala muhasebenin varlık sebebini benimseyemedik. Devlet ve özel sektör de aynı açıdan bakıyor: bir taraf tahsilat, öbürü ödeme aracı olarak görüyor. Geri kalan her şey anlamsızlaşıyor bu noktadan sonra. Kitaplarda bile “sosyal sorumluluk ilkesi” bir paragrafta anlatıyor. O ilke niye var ve uyulmasa ne oluru kimse açıkça konuşmuyor. 1980 darbesi gibi, büyüklerimiz o günleri çok iyi biliyor ancak kimse o günleri konuşmak istemiyor. KGK eğitimlerine izleyici olarak katıldım ve kişisel gözlemimi paylaşayım: Denetçi unvanının meslek mensupları için bröveden farkı yok. Yakada dursun, havası olsun yeter.  SMMM, Dr, KGK Denetçisi, SPK Lisansı Sahibi, Aile Reisi, İki çocuk babası.

Sermaye piyasası gizlilik üstüne kurulsaydı bağımsız denetimin bir anlamı olmazdı. Bağımsız denetimin kalitesini arttırmak için yapılan çalışmalar hiçbir zaman piyasaya sürülmezdi. Paul Sarbanes veya Michael Oxley dünyayı değiştirecek bir kanun için zaman harcamazlardı. Enron yöneticileri cezalandırılmazdı. İnsanların yatırım yaptıkları araçlar denetlenseydi Çiftlikbank saçmalığı asla yaşanmazdı. “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek insanların duygularını sömüren ve yatırım aracına döken bir sistem hayatımızda asla yer teşkil edemezdi.

2014 yılından beri insanlar paylaştığım bir fikir var: madem biz menkul yerine gayrımenkul seviyoruz yatırım aracı olarak, inşaat yapan bütün şirketlerin raporları (finansal ve yapı) halka açık olsun. İnsanların ömürleri boyunca biriktirdiği paraları ahlak yoksunu yöneticileri kaptırması bazı ülkelerde borsa yüzünden olur, bizde inşaat sektöründe oluyor. Bunun önüne geçmenin de çok kolay bir yolu var: bu şirketlerin bilgilerini halka açmak. Binalarının sağlam olduğunu iddia eden şirketler aynı zamanda bize yapı test sonuçlarını da açıklasın. Bunu fikrimi anlattığım, ve benim ismini hatırlamadığım, bir akademisyen ise çok rasyonel bir cevap verdi bu konuya: Bir muhasebeci olarak piyasanın sana para kazandıracağı her şeye karşısın.

Karşıyım, sebebim de basit. İnsanların yıllarını tüketip biriktirdikleri tasarrufları sömürülmesi ahlaksızlığın en büyüğüdür. Eğer biri ortaya yatırım aracı ile çıkıyorsa, insanların parasına göz dikiyorsa ve denetimden uzaksa yasaklanmasının kamu faydası olacağına inancım eksilmeden devam ediyor. 

İç Bilgi – Tepe Yönetim Portföyleri

SPK çok önemli bir hata yapacaktı ki direkten döndü. SPK piyasayı iç bilgi tehlikesinden korumak istiyorsa bir adım daha atmalı ve tepe yönetimlerin sermaye piyasası yatırımlarındaki değişimlerin de açıklanmasını zorunluluk haline getirmeli. Tepe yönetim üyesi bütün varlıkları gayrımenkule veya banka hesaplarına yatırdıysa bu onun özelidir ancak sermaye piyasası yatırımlarını “gizlilik” bahanesi ile saklamak iç bilgi sömürüsünün artmasından başka hiçbir şeye yaramıyor. “Uygulanamaz” diyenler için gelsin:

“CEO Optimism”

 

Sadece bölüm seçmiyorsun, bunu unutma.

-Okumak istediğin bölümler hangileri?

-Tarih, coğrafya, edebiyat bir de ekonometri.

-Ekonometrinin o kümede ne işi var?

-Bazı akrabalarım ekonometri okursan iyi para kazanırsın dedi.

-Bölüm derslerindeki matematiği başarabilir misin?

-Hayır, matematiğim çok kötü.

-Ekonometrist ne iş yapar biliyor musun?

-Hiçbir fikrim yok sadece çok para kazanabileceğimi söylediler.

Yukarıda okuduğunuz diyalog İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Esenyurt tercih merkezinde gerçekleşti bundan 3 yıl önce. Diyaloğun öteki ucundaki kardeşimize birileri çok para kazanacağını söylemiş ekonometriden o da matematik bilgisi olmadan ekonometri okuyup ekonometrist olmaya karar vermiş. O akrabalar da temelsiz fikirleriyle hayır işine girdiklerini sanıyorlardır sanırım. 

Sınavınızın nasıl geçtiğini, kaç puan aldığınızı, üniversite alternatiflerinizi bir kenara koyalım. Siz ne olmak istiyorsunuz? Bu hepsinden daha önemli. Kapitalist ekonomik sistemin gerçeğini kenar atarak fikir vermek değil derdim. Para kazanmak çok önemli ancak o parayı kazanırken akıttığınız ter ve her sabah işe keyifle gitmek de göz ardı edilmemesi gereken değişkenler. Kan görmekten nefret edip doktor ya da kasap olmak gibi bir şey bu. O yoldan yıllar önce geçmiş, stresinizi tatmış biri olarak söylüyorum. Okuduğunuz bölüm sizin mesleğinizi oluşturmuyor, elinize diplomayı aldığınızda aşağıdaki sorunun cevabı evet ise doğru bölümü seçmişsiniz demektir:

Aldığım bunca eğitimin ardından, derslerin getirdiği bilgiyi kullandığım bir işten keyif alır mıyım?

Gerisi hikaye. Emeklilik yaşının altmışı aştığı bir ülkede, 40 sene nefret etsem de aynı işi yaparım diyebiliyorsanız sabrınızı ayakta alkışlarım.