SPSS ve MS Office şart

Libreoffice olmaz. Zaten iyi olsa dünyanın çoğu kullanmaz mıydı?

SPSS, Eviews varken kod yazmalı programa gerek var mı? Bir de üstüne ufacık bir kod için paket indirmek gerekiyor? Zaten iyi olsa dünyanın çoğu kullanmaz mıydı?

Kaynakça yazmayı ben kendim yapıyorum, ek programa hiç gerek yok. Benden güzel alıntı yapan, kaynakçayı ilmek ilmek işleyen yoktur.

Bozmayın, böyle devam.

Albümlere alınmayan şarkılar

Assolist: Güftesi ve bestesi sana ait olan bir şarkı var ya, ben onu yeni albümümde seslendirmek istiyorum.

Güftekâr: Mutluluk duyarım efendim.

Güftekâr Assolist’e verdiği şarkıyı başkasıyla paylaşmaz, albümün çıkmasını ve kendi şarkısını duymayı bekler sabırsızlıkla.

Albüm çıkar, Güftekâr’ın eseri yoktur albümde.

Güftekâr durumu öğrenmek Assolist’e mektup yazar. Gelen cevap içler acısıdır.

“Sevgili Köftekâr, eserin için Asistanım sana dönüş yapacak”

Oysa Güftekâr o eseri kıymetini bilecek birine verebilirdi. O eser düzeltilip daha kaliteli bir albümde yayımlanabilirdi. Assolist şişirilmiş egosuyla yine yapmıştı yapacağını.

Bu olayların gerçek güftekârlarla ve assolistlerle hiçbir alakası yoktur.

Bilginin Kralları Hakkında

Muhasebe çeteleri var bizim ülkede. Belki de bütün bilimlerde vardır da ben sadece bizimkileri tanıyorumdur. Mümkün.

Bilim konusunda kimse onlardan daha iyi değil. Her zaman piyasanın öncüsü onlar. Yeni olan her şey onların tekelinde. Onlar biliyorsa vardır, onların bilmediği konu yok hükmündedir.

Konu hakkındaki uzmanlıklarının uluslarararası standartlarda olduğunun da bilincindeler.

Bu arada uluslararası alanda ses getirmiş, alıntılarla dolmuş taşmış eserleri de yok.

MUGST, BOBİ, TMS, TFRS, BDS. Bütün kısaltmaların açılımını isimleri gibi biliyorlar.

Onların eserinden alıntı yapmamış bir çalışmanın varlığı bile hayal ve kabul edilemez. (Hatırlatma için Murat’a teşekkürler) 

Yeterliliğe giriyorsun ve onların kitabını bir kez okumadan geçmeyi hayal edersin ha! Bre deyyus!

Kendilerinin düzenlemediği hiçbir uluslararası kongrede bildiri sunmuş değiller. 

Makaleleri hiç konferansta sunulmadan, “working paper”* olarak yayımlamadan hazır hale geliyor. Öylesine iyiler.

Onlar için bildiri sunmak eşittir tatil imkanı. Allah korusun olur da kendi bilmezin çıkıp da  bildirisine yorum yapamaz. Ne haddine!!! Vurdururlar kellesini jürilerde.

Onlar bu ülke ve muhasebe bilimi için birer lütuf.

Siz olmazsaydınız biz ne yapardık?

İleri giderdik.

İnan değil sana kastım

Bazı insanlar sizinle sizden habersiz samimî olurlar. Siz hangi ara kendisiyle dost olduğunuzu bilmezsiniz. O size dair her şeyi merak ediyorken sizin umrunuzda bile değildir onun ne yaptığı. Bir de aksi gibi onlarla muhabbet anlamında konuşabildiğiniz tek bir kelime dahi yoktur. Ben niye bu insanlar ile muhatap olmamayı tercih her anda aklımda çalan şarkı Ahmet Kaya’dan geliyor. Efsane “Dosta Düşmana Karşı” albümünden konuyu izah eden şarkısı Dost.

Gül yüzlü gül destim

Pirim ben sana küstüm

İnan değil sana kastım

Cahille sohbeti kestim

Baskıda başlığı değişen kitaplar

Başlığı TFRS olarak basılacak iken BOBİ adıyla piyasaya sürülen kitaplar mevcut yalnız ve güzel mesleğimde. Aslında bütün TFRS kitapları birbirinin kopyası hatalarla dolu (aynı yanlış formüller ve sonuçlar vb) iken BOBİ adı iyi tasarlanmış bir pazarlama taktiğidir.

Standartlar değişmiş olsa da, BOBİ isimli üç başlı mitolojik canavar muhasebe dünyasının başına bela edilmiş olsa da TFRS’nin temelinin anlatılmasında Türkiye’nin hâlâ 1 numarası kesinlikle Prof. Dr. Recep Pekdemir’in “Çam Sakızı Çoban Armağanı Muhasebeciler için TMS-TFRS Uygulama Rehberi” isimli kitabıdır.

Yaşar mı 1 Mart?

Mesai biter muhasebecinin işi bitmez.

Her gün yeni bir vergiye adapte olmak da onun işi.

Ey Muhasebeci!

Geçmiş günün kutlu olsun!

Unutma, yasal düzenlemelerle elde ettiğin o afilli unvanlara karşılık hala en gerçekçi unvanın muhasebecidir.