Finansal hafızaya ihtiyacımız var

Türkiye’de kurumsal yönetim, şirket performansı, piyasa performansı, türev ürünler ve diğer muhasebe-finans konuları üstüne yazılmış çok kıymetli eserler var. Her eserin saygıdeğer yazar(lar)ı da çalışmaları için elde ettikleri verileri, verisetini paylaşmamakta haklıdırlar. Kan, ter, gözyaşı ise bu haklılığın esas sebebidir çünkü ülkemizde finansal ve finansal olmayan verilere ulaşmanın zorluğu o verilerin araştırmacı için değerini arttırıyor. Çok basit bir örnek vereceğim. Düşünün ki şirketlerin finans direktörlerinin kişisel niteliklerini araştırmak istiyorsunuz, yaşayacağınız en önemli sıkıntı bazı şirketlerin bu bilgiyi sadece isim olarak paylaşıyorken bazıları ise olabildiğince detaylı izah eder. Aynı şekilde bir şirketin faaliyet raporunun içerisinde istediğiniz kelimeyi aratabiliyorken başka bir şirketin faaliyet raporu ise çıktının taranmış hali olduğundan baştan sona okumak zorundasınız. Binbir zahmetle toplandığınız veriyi de hatır gönül birine vermek, karşılık beklememek de bana doğru gelmiyor.

Belirli bir aşamaya kadar finansal verilere ulaşmak finansal olmayanlara göre daha kolay. Örneğin birkaç tıklama ile bunu karşınıza getiren Finnet Mali Analiz gerçekten çok faydalı bir program. Nakit akış tablosunda faaliyetlere göre nakit giriş çıkışı, denetçi görüşü gibi noktalarda ise yine yalnızız, onların da teker teker sayfa sayfa gezerek toplanması gerekli. Türk muhasebe-finans akademisyenleri en temel finansal bilgileri bile kendimiz topluyoruz. Halka açık bir şirketin yıllar itibariyle kazanç oranları, ülkemizin ekonomik durumu, denetim raporları, ortaklık yapıları sır gibi saklanmıyor olabilir ancak bu verilere ulaşmak ne yazık ki kıymetli fakat gereğinden fazla zahmetli bir iş. Niteliksel araştırma programları (NVivo, Atlas.TI) içerik araştırmasında çok faydalı olsalar da ne yazık ki bazı şirketlerin resim olarak yüklediği ve OCR ile de pek fazla düzelemeyen PDF dosyalarına karşı çaresizler. 

Ülkemizde üstüne çok durulmayan fakat uluslararası alanda son derece büyük önem teşkil eden “denetim ücretleri”. Şeffaflığı, finansal bilginin itibarını koruyan denetim şirketlerimizin bir müşteri işletmelerden aldığı denetim ücretinin ticari sır olma özelliği nereden geliyor? Örneğin Ford Motor Company’nin denetim şirketi olan PriceWaterhouseCoopers’a yaptığı ödeme 2015 yılı için 49,9 milyon USD iken 2014 yılı için 47.8 milyon USD. Ford Oto. San.  A.Ş.’nin denetimi için aldığı ücret neden açıklanmıyor? Ford Türkiye ve PWC Türkiye için ticari sır olan bir bilgi neden Ford ABD ve PWC ABD için ticari sır olmuyor? Denetim ücreti bilgisini neden bu kadar önemsiyorum? Basit, bize denetçinin bağımsızlığını ölçmek için kullanabileceğimiz en basit göstergedir. Sağolsun bizim “Bağımsız Denetim Yönetmeliği”nin 36.maddesi ile KAYİK denetimi yapmamış olanlar şeffaflık raporu hazırlama derdinden de kurtarıyor kendini.

Sözün özü; Türkiye’de finansal araştırmaların kalitesi ve derinliği arttırılmak isteniyorsa finansal hafızamızı oluşturmalı ve erişilebilir kılmalıyız. Bu erişebilirliğin belirli bir yıllık ücret karşılığında yapılması da sarf edilen emeğin hakkının ödenmesi olduğu görüşündeyim. Uluslararası literatürde araştırmaya konu olan birçok çalışmanın Türkiye şartlarında gerçekleştirileceği günler elbet gelecek ancak o zamana kadar sabredip, sistem böyle bahanesine sarılmak bizi sorumluluklarımızdan kurtaramaz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *