Teorik aşçılığa hayır!

Bir aşçılık okulu mezunu düşünün, birincilikle ve 4 ortalama ile bitirmiş okulunu. Kendisini işe almak için bir merakla mezun olduğu okulun müfredatını incelemeye başladınız. Bütün dersler teorik, dönem ve yaz stajları hak getire. Bir diğer deyişle öğrenci mutfakta yemek pişirmeden aşçı olmuş. İşin kötüsü müfredatı hiç incelememiş bir işveren ile yeni mezun kardeşimiz ücret pazarlığına giriştiklerinde 2001 Nobel Ödüllü bir iktisat makalesi ortaya çıkacak. Transkript ve diplomayı baz alarak kafalarında ücret seviyesi belirleyen iki taraf anlaşacak ve akademik olarak başarılı olan kardeşimiz işe başlayacak.

Mutfaktaki ilk gününde sosları ve baharatları tanımadığı için yaptığı yemek hiçbir şeye benzemeyecek. Teorik aşkının yaptığı kötü yemekler sebebiyle restoran bir süre zarara uğrayacak ve daha deneyimli aşçılar ona baharatlar, soslar arasındaki farkları anlatmaya çalışırken işlerini aksatacaklar. Yeni mezun kardeşimiz bütün bu koşuşturmacanın içinde aldığı onca teorik bilginin ispatı olan 4 ortalama ile şirkete hiçbir katkısının olmadığını göremeyecek.

Oysa lisans öğretimi boyunca mutfağa girip soğan kesseydi, baharatları koklamaya, et pişirseydi yaptığı her yanlıştan işin doğrusunu ve o sistematiğe yıllarını vermiş birinden de kestirme yollarını öğrenebilirdi. Türkiye’de muhasebe eğitiminde yaşanan en büyük sorun bilgisayarsız muhasebeci yetiştirme çabasıdır. Bugün hâlâ bilgisayar dersi olarak giriş seviyesinde verilen derslerin üstüne hiçbir yazılım bilgisi eklenmeden mezun oluyor müstakbel meslektaşlarımız. 

Leave a Reply