Muhasebecisin sen, lütfen öyle kal.

Ülkemizde meslek mensupları kendilerine muhasebeci denmesinden pek hoşlanmazlar. Aldığımız ruhsatın üstünde yazılı unvanları kullanmayı daha çok seviyoruz. Tabelalarda yazan “Serbest Muhasebeci Mali Müşavir” (SMMM) veya “Yeminli Mali Müşavir” (YMM) olmak üzere iki farklı unvan ile süslüyoruz şehirlerin cadde ve sokaklarını. Açıkçası ruhsatı olan birinden kolay kolay duyamazsınız kendisine muhasebeci dediğini. Meslek mensuplarna tek bir unvan veren ülkeler olduğu gibi birden çok unvanın olduğu ülkeler de mevcut dünya üzerinde.

İngilizce olanların hiçbirinde mesleği “müşavir” olarak anlatmaz unvanlar, aksine  “muhasebeci”dir mesleğin adı. Bizde olduğu gibi denetçi diye de ayrı bir meslek yoktur. Kişi muhasebeci olduysa hem “danışman” hem de “denetçi” meziyetlerine sahiptir, aynı anda tek müşteri üstünde kullanmamak kaydıyla. Unvanın Fransızcası ise “expert(e) comptable”dır, kelimesi kelimesine bir çeviri yaparsak karşılığı “hesap uzmanı”dır. Bu artık varolmayan unvana sahip olan bazı “üstadların” vergi hesabı yapıp muhasebe bilmediklerini iddia etmek gibi bir huyu da vardır. 

İtiraf edeyim benim favorim unvanın İngilizce olanıdır. Certified Public Accountant (CPA), Türkçesiyle “Ruhsatlı Kamu Muhasebecisi” (RKM), sıfır egoyla, kime çalıştığımızı anlatır. Muhasebenin niye varolduğunu, neden çok önemli olduğunu anlatır. Borsanın gerçek bir yatırım aracı olduğu ülkelerde muhasebecinin görevi finansal tabloların hata (ve hile, ne  yazık ki) içermediğini doğrulamaktır. Onlar ekonomik sistem her ne olursa olsun ihtiyaç duyduğu kahramanlardır. Sessiz birer muhafız, her zaman gözetleyen bir koruyucudurlar. Bu görevin unutulması sonucunda neler yaşandığını bize tekrar tekrar gösteren finansal tablo krizleri mesleğin itibarını yeterince sarstı.

Bizde her ne kadar borsa endeksinin hareketi sabah-öğle-akşam haberlerde anlatılsa da  bireylerin yatırımının korunmasındaki öncelikli görevin kime ait olduğunun hiçbir zaman bahsi geçmemiştir. Muhasebe özü itibariyle sadece vergi beyanname aracı değildir, muhasebeci de beyannameyi sadece Maliye Bakanlığının sunucusuna yüklemekle sorumlu değildir. Böylesine ufak bir tanımlama, mesleğin uygulamaları ve teorisi açısından son derece alçaltıcı durmaktadır.

Ülkemizde muhasebe mesleğinin gelişmesi G7 ligine girmemizin gerçek anahtarı olacaktır. Muhasebenin ve muhasebecinin değerli olduğu ülkelerin ekonomik gelişimi ve kalkınması bizim için örnek teşkil etmelidir. Devletin şirketler hakkında gerçek bilgiyi elde edemezse, şirketlerin varlık-performans durumları için az vergi ödemesi prensibi ile hazırlanmış beyannameleri baz alırsa ülkenin ekonomik durumunu anlamak, gidişatını anlamak ve olası krizleri öngörmek imkansızdır. Biz muhasebeciler, omuzlarımıza yüklenen sorumluğu göz ardı etmeden mesleğin devamını sağlamalıyız. Son olarak, stajyerlere potansiyel rakip değil sorumluluğumuzda yetişen çıraklar olarak bakmadığımız sürece de mesleğin kodlarında saklı olan Ahiliği de göz ardı etmiş olacağız.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *