Bildiri Paylaşımı

Trakya Üniversitesi’nin 2. Uluslararası Trakya Muhasebe, Finans ve Denetim Sempozyumunda sunduğum “Turkish Listed Manufacturing Companies’ Audit Structure and its Effect on Earnings Management” başlık bildiri’me aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz. Çalışmama dair değerleri yorumlarınızı blog üstünden veya gc@gokberkcan.com adresinden şahsımla paylaşmanızı istirham ederim.

http://bit.ly/2gs1lSw

Muhasebe bilgisinin önemsizliği üstüne

Muhasebe sanattır iddiasını kabul etmiyorum; sanat sıkıcıdır, muhasebe değildir. Bazıları ise muhasebeyi sanata benzetmek, onu sıkıcı yapmak istiyor. Vergi beyannamesi, iş kanunu ve noter tasdiği tarafından oluşmuş şeytan üçgeninden de çıkmasına da izin vermek istemiyorlar. TÜRMOB’un Game of Thrones’a dönmüş yapısının da mesleğe hiçbir katkısı yok. Bana inanmıyorsanız KGK’ya bakın. Standartları çeviriyor, muhasebecileri yetkilendiriyor sonra onların hata yapacağı anı kollamak üzere akbaba timsali geziniyor. SPK da kendi denetim yetkisine sınırlar çizdi. Halka açık şirketi denetleme isteyen SPK’dan izin isteyecek, “halka kapalı olsun ben denetleyeyim” diyen KGK’nın kapısını çalacak. Muhasebe mesleğinin sınırlarını çizen 3568 sayılı kanunun 2.maddesinin c. fıkrasının verdiği denetim yetkisini nerede kullanacağımız belli olduysa devam edelim.

“Çok muhasebeci var, kaliteyi arttırmak istiyoruz” diyen akıllı büyüklerimiz var, siz zamanında mesleğe giriş standartlarını yüksek tutmaktan imtina ettiğiniz için bu hale gelmiş olabilir miyiz? Siz daha fazla üye gelsin, daha büyük gücüm olsun diye kavrulurken muhasebe mesleğini yerle bir ettiğinizi bilmiyor muyuz? Maliye Bakanlığından uzatma istemek dışında mesleğin gelişiminde muhasebeci odaları ne yaptı? Tek adamlığa politik olarak karşı olup meslek odalarında tek adamlara şakşakçılık yapanları da pas geçmeyelim lütfen. Sanırım c’den gelen denetim yetkimizi nereden kullanacağımızı hala tespit edemedik. Her şey bir yana hesap planı bilmemenin ve öğretmemenin erdem olduğu günlerdeyiz.

Muhasebeyle denetimin birbirinden ayrı olduğu bir ülkede yaşıyoruz, bazı denetçi arkadaşlar kendilerine muhasebeci deyince mahzunlaşıyor. Devletten gelme muhasebeciler arasında bile görünmeyen bir rütbeleme var. Örneğin emekli hesap uzmanları kendilerini subay, emekli gelir kontrolörlerini astsubay, vergi emekli denetmenlerini uzman çavuş gibi görüyor. Sanırım bu da sadece bizde olabilecek bir durum. KGK da sağolsun bu konuda kendini mutsuz hisseden muhasebecileri “bağımsız denetçiye” dönüştürdü. Ancak ticari bağlar sebebiyle doğal olarak da unvanlar SMMM-BD-KGK BD-Bilirkişi gibi acayip bir hale büründü.

Ülkemizde muhasebecilik mesleğinin gelişimi patinaj çekmeye devam ediyor, aksi gibi de kimsenin yolda kalmış arabadaki koltuğundan inip arabayı yola sokmak için çamura bulaşmaya, omuz vermeye niyeti yok. ABD’nin 1900’lerde nelerden geçtiğini öğrenip aynı sorunları tekrar yaşamaktan kaçınmak yerine bir de biz yaşayalım bakalım, ne olacak göreceğiz noktasındayız. Oysa iyi oluşturulmuş muhasebe çerçevesinin faydasını bir önceki asırda çoktan anlatmışlardı.

“Kapitalizm ve çift kayıtlı defter tutma kesinlikle birbirinden ayrılamaz; birbirleri arasındaki ilişki biçimle içerik arasındakine benzer.” Werner Sombart

“Modern kapitalizmin, günlük ihtiyaçlarımızı karşılayan büyük kârlı işletmelerin, büyük varlığının en evrensel sebebi, mantıklı bir sermaye hesabının standart olarak kullanımıdır.” Max Weber

Ayrıca, muhasebede hazırlanmış kötü bilginin nelere kadir olduğunu (uluslararası ekonomileri yıkabilmek mesela) hatırlatmak için Stiglitz’den küçük bir okuma önerisi:

Stiglitz, J. E. (2010). The Financial Crisis of 2007–8 and its Macroeconomic Consequences. In S. Griffith-Jones, J. A. Ocampo, & J. E. Stiglitz (Eds.), Time for a Visible Hand (pp. 19–50). Oxford, UK: Oxford University Press.

Elif Şafak ikiyüzlülüğü ayrı bir boyuta taşıdı

Hanımefendinin cinsel tercihi zerre umrumda değil. Hayat kendisinin, nasıl ve kiminle yaşamak isterse de sorgusuz sualsiz hakkıdır. Ancak TED Talks’ta yaptığı açıklama ikiyüzlülüğün daniskasıdır:

“… Çünkü karalama, alay, nefret ve damgalamaların peşimden gelmesinden korktum. Fakat kimse durumun karmaşıklığı nedeniyle sessiz kalmamalıdır.”

Sırf Kemalist oldukları için insanların hayatlarını karartmış, onlar  yükselemesin diye her türlü kirli oyuna imzasını atmış, Türk ordusunu içeriden zayıflatmış, İslam’a Yezid’den daha büyük zararlar vermiş ve bu işleri yapmaktan da vicdanı bir kez olsun sızlamamış bir cemaat liderine mürid olan hanımefendi nasıl oldu da ayrımcılığa uğramaktan korktu? Cevabı çok basit:

Cemaatin gücü azalınca kitap satışları da düştü haliyle yeni bir reklam malzemesine ihtiyaç var. Shafak yurtdışında popülerliğini sürdürüyor olabilir ancak Şafak bizim buralarda çoktan güne karıştı bile.

Ve IASB dedi ki: Şişirin brüt kârları!

Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (International Accounting Standards Boards [IASB]) muhasebe standartlarını güncelleyerek finansal raporlama kalitesini arttırdığını düşünüyor. Sanırım bu fikirden bir süreliğine uzaklaşmayı düşünmüşler. “Brüt kârları şişirelim, gelişmekte olan ülkelerdeki finansal bilgi kalitesini iyice düşürelim” demişler. Kısa bir örnekle izah etmek isterim.

9 ayda tamamlanacağı varsayılan bir kontrata ilişkin TFRS 15’in 63.paragrafı gereği finansal tablo hazırlayıcısı finansman bileşeni etkisini göz ardı edebilir. 13.10.2017 itibariyle 9 aylık Türk Lirası Referans Faiz Oranı’nın (TRLİBOR, www.trlibor.org) %13,2696 olduğu bir ülkede vadenin finansman etkisi olmadığını elbette düşünebilirsiniz.

TMS 18’e göre reeskontlu alıcılar hesabını anlatan TFRS kitaplarının 2018 yılı itibariyle düzeltilmesine de gerek kalmamıştır.

Muhasebe 101

Muhasebe eşitliğini boşver.

Şunu bil yeter: Giren borç çıkan alacak.

Öyle anlamadıysan da şöyle anlatayım: “iEline gelen borç, ele gelmiyorsa alacak.

Muhasebe döngüsünü bilmesen de olur.

Gelir tablosu ve bilanço yeter. Diğer finansal tablolar teferruat.

Muhasebeyle ekonominin ne alakası var?

Ya muhasebe dediğin saçma sapan anlamsız kurallar bütünüdür zaten.

Bizim Yiğitler

Ampute Futbol Milli Takımımız Avrupa Şampiyonu oldu | NTV

Maden işçileri ve Cam temizleyicileri

Bence toplum olarak bu insanların sayısını nasıl arttırabiliriz diye düşünmemiz lazım. Yüreği böylesine temiz insanların sayısı arttıkça sorunlarımızı elbette bir şekilde çözeriz, kimseyi etiketlemeden, ayrıştırmadan. Sakın ola ki işin tek çözümü eğitim sistemi demeyin, bu insanların bazıları lise veya üniversite mezunu değil. Kitap almak için cam silen bir adam ilkokul mezunu ise onun içinde başka cevherler vardır. Eğitim sistemindeki başlangıç noktası ise ilkokuldan başlayarak değerler (kurallar ve yasaklar değil) üstüne kurulu bir toplum ve insan oluşturmaktır sonrasında ise ailelerin eğitimi, toplumun yönlendirilmesi gerekecek. Böylesine güzel insanlar çoğaldıkça etrafınızda siz de hayattan daha fazla keyif almaya başlayacaksınız.

Kitabevinin camlarını silip kitap alan Metin Mutlusoy konuştu 

Maden işçileri otobüs kirlenmesin diye ayakta gitti

“Çizmelerimi çıkarayım mı?”

Şairin de dediği gibi: Fark var!

Aralarındaki farkın çok önemli olmadığını düşünebilirsiniz ancak teknik konuların anlaşılmasında ve uzlaşma sağlanmasında sorun yaratır.

Rakam – Sayı

Miktar – Tutar

Fiyat – Ücret

KDV için evrak saymak

Gelir İdaresi Başkanlığı çok güzel bir uygulama yaptı KDV Beyannamesi için; teslimler için düzenlenen evrak sayıları. Vergi kaçağını engellemek için tasarlanmış basit bir kontrol noktasıydı bu. Ortalık birbirine girdi Linkedin’de ve muhasebe forumlarında. Hatta İSMMMO benim dilbilgisini düzelttiğim aşağıdaki duyuruyu yaptı:

Bu uygulama meslek mensuplarımıza yüklenen yeni ve ağır bir yüktür. Sektörler itibari ile; Bir ay içinde düzenlenen binlerce Perakende Satış Fişi, Yolcu Taşıma Bileti ve Faturanın ve diğer belgenin tasnifi ve sayılması zaman kaybına sebep olacaktır.

Benim aklıma takılan soru aslında basit:

Kullandığınız muhasebe programı düzenlediğiniz belge türlerini ve her birine ait adetleri vermiyor mu?

Cevabınızı vermeden önce küçük bir hatırlatma: Sene 2017.

Annelere…

Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…